Kamu Alacaklarının Tahsilinde Sorumluluklar

0
318

6183 Sayılı kanunun 4‘üncü maddesi bu kanunun uygulanmasında görevli olacak kişilerin gerek bu kanun ve gerekse kendi kanunlarında bu kanun uygulanmasında yetkili olan kişileri düzenlemiştir,kamu idarelerinin bu Kanunu uygulamakla yetkili memurlarının görevlerinin, teşkilat ve görevleri düzenleyen Kanunlara veya bu konuyla ilgili diğer kanun, tüzük ve yönetmeliklere, sorumluluklarının ise sorumlulukların düzenlendiği Kanunlara göre belirlenmesi gerekmektedir.

Alacaklı kamu  idarelerinin alacaklarının takibinin, bu idarelerin mahalli tahsil daireleri tarafından yapılması esastır[11]. Ancak, yapılan takiplerin kesinleşmesi sonucu uygulanacak olan cebren tahsil işlemlerinin uygulanması bakımından borçlunun alacaklı kamu idaresinin bulunduğu yerlerde kamu borçlarını karşılamaya yeterli varlıklarının bulunmadığının tespiti bakımından, yapılan mal varlığı araştırmaları sonucunda  borçlunun veya mallarının başka mahallerde bulunduğunun tespiti durumunda, tahsil dairesi, borçlunun veya mallarının bulunduğu mahalde yapılacak takipleri o mahaldeki aynı nev’iden amme idaresinin tahsil dairelerine niyabeten        ( vekaleten ) yaptırır.

6183 sayılı kanunun  kamu alacaklarının tahsiline yetkili idarelerine ilişkin düzenlemede öngörülen idarelerden kasıt; öncelikli olarak, kamu gelirlerinin tahsiline yetkili olan  Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı vergi daireleri, Muhasebat Genel Müdürlüğüne bağlı malmüdürlükleri ve muhasebe müdürlükleri ile gümrük mevzuatı uyarınca alınan amme alacakları için Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleridir.

Gümrük vergileri[12]nin takip ve tahsili bakımından yetkili olan kamu idarelerinden kasıt, Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleridir, gümrük kanunu uygulamasından doğan kamu  alacaklarını, temel prensip olarak Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil daireleri yetkili kılınmıştır, borçlu veya mallarının bulunduğu mahalde Gümrük Müsteşarlığına bağlı tahsil dairesi bulunmaması halinde aynı nev’iden amme idaresinin tahsil daireleri olan Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı vergi daireleri/Muhasebat Genel Müdürlüğüne bağlı malmüdürlükleri niyabeten takip ve tahsil edecektir.

Kanunun uygulaması bakımından yetkili olan tahsil dairesi borçlunun bağlı bulunduğu yer vergi dairesidir, borçlunun bulunduğu yer vergi dairesi tarafından ödeme emri düzenlenmek  ve tebliğ edilmek suretiyle takip ve tahsil işlemleri başlatılabilir. Borçlu ya da sorumlunun bulunduğu yer tahsil dairesi dışında bir başka yerde bulunan tahsil dairsi borçlu ya da sorumluya ödeme emri düzenleyemez ve cebri icra uygulayamaz, ancak borçlu veya sorumlu bir başka yer tahsil dairesi sınırları içinde bulunması durumunda alacaklı kamu idaresi borçlu ya da sorumlunun bulunduğu yer vergi dairesine talimat yazmak ve bu yer tahsil dairsince esas alacaklı tahsil dairesi adına hareketle borçlu veya sorumlunun bulunduğu yer tahsil dairsince kamu alacağının tahsiline yönelik işlemleri niyabeten gerçekleştirebilir.

Zira 213 sayılı VUK 4’üncü maddesinin ilk fıkrasında Vergi dairesi mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olduğu ve ikinci fıkrasında ise, Mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı oldukları vergi kanunları ile belirleneceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

Yine 6183 sayılı kanunun  3. maddesinde de, alacaklı amme idaresi teriminin, devleti, vilayet hususi idarelerini ve belediyeleri; tahsil dairesi teriminin, alacaklı amme idaresinin bu kanunu tatbik etmekle vazifeli dairesini, servisini, memur veya memurlarını ifade ettiği belirtilmiştir.

Bu düzenlemelerden; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı kanun kapsamına giren vergi, resim ve harçlardan kaynaklanan Devlet’e ait kamu alacakları hakkında tahsil işlemleri ile bu alacakların güvence altına alınması için gerekli diğer işlemlerin yapılmasına, vergi mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesinin yetkiliolduğu sonucuna varılmaktadır. Başka bir anlatımla; söz konusu düzenlemelerde yetki kuralı, takip edilmesi gereken kişiye değil, takibin konusu olan verginin mükellefine göre belirlenmiştir.

Bu bağlamda, 6183 sayılı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, borçlunun veya mallarının başka mahallerde bulunması durumunda, tahsil dairesinin, borçlu veya mallarının bulunduğu mahalde yapılacak takipleri, o mahaldeki aynı neviden amme idaresinin tahsil dairesine yaptıracağı yolundaki düzenleme de esas alınmışise de; borçlunun, alacaklı kamu  idaresinin coğrafi bakımdan yetkisi dışındaki alanlarda bulunan menkul veya gayrimenkulleri üzerine, mahalline gitmek suretiyle bilfiil yapılması gereken ihtiyati haciz ve haciz uygulamaları ile haczedilen malın paraya çevrilmesi gibi işlemleri ilgilendiren bu fıkra hükmünün, borçlu hakkında ödeme emri tebliğine, ihtiyati haciz veya haciz kararı alınmasına ve alınan ihtiyati haciz veya haciz kararının 6183 sayılı Kanunun “Üçüncü Şahıslardaki Menkul Malların, Alacak ve Haklarının Haczi” başlıklı 79’uncu maddesinin 1’inci fıkrası hükmü uyarınca, borçluya ait mal, alacak ve hakları elinde bulunduran üçüncü kişilere, mahalline gidilmesine gerek olmaksızın, keyfiyetin tebliği suretiyle tatbiki olanaklı değildir.

KAYNAK:  vergi icra hukuku ( Muhsin kOÇAK ) 2010

CEVAP VER