Transfer fiyatlandırmasında Hazine zararı koşulu

0
199

Kurumlar Vergisi Yasası’nın 13’üncü maddesi "Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" ile ilgili düzenlemeleri içermektedir. Söz konusu madde uyarınca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı, kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alımı ya da satımında bulunmaları durumunu ifade etmektedir. Dolayısıyla buna göre kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü olarak dağıtılabilmektedir.

Transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı uygulamasında alım, satım, imalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması ve verilmesi işlemleri ile ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren diğer işlemler her hal ve şartta mal ve hizmet alımı, satımı sayılmaktadır.
Söz konusu yasa maddesine "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki" yasa ile eklenen fıkra hükmü ile söz konusu maddenin uygulanması aşamasında bazı hallerde Hazine zararının aranması koşulu getirilmiştir.
Buna göre "Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurtiçindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü Hazine zararının doğması şartına" bağlanmıştır.
Yasal düzenleme gereği Hazine zararından kasıt emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir.
Yapılan bu düzenleme ile "Transfer fiyatlandırılması yolu ile örtülü kazanç dağıtımı" halinde tarhiyat yapılabilmesi için ticari işlemlerde ortaya çıkan ve emsallere uygunluk ilkesi ile örtüşmeyen fiyatlandırmalarda tarafların toplam vergi kaybına neden olup olmadıkları hususlarının inceleme elemanlarınca kanıtlanması zorunluluğu getirilmiş olmaktadır.
Ancak bu zorunluluk yasa maddesi ile belli bir sınırlamaya tabi tutulmuştur. Bu sınırlama tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri ve daimi temsilciliklerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurtiçi işlemler olarak belirlenmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kişiler arasında ortaya çıkan ve transfer fiyatlandırılmasına konu olabilecek işlemlerde Hazine zararının aranması gerekecektir. Buna göre de bir kurumun ilişkili gerçek kişiyle yaptığı işlemler hazine zararının aranmasına neden oluşturmadan transfer fiyatlandırılması ile ilgili hükümler çerçevesinde tarhiyata konu edilebilecektir.
Ancak yine yapılan yeni düzenleme ile "Transfer fiyatlandırması" yoluyla örtülü kazanç dağıtımında Hazine zararının aranması konusunda hukuki bir kavram olan tüzel kişilik bağımsızlığı ve sorumluluğu aşılarak ilişkili kişilerle birlikte tüm bağlı kuruluşları tek bir birim olarak değerlendirilmesi ve Hazine zararının buna göre belirlenmesi öngörülmüştür. Böyle bir uygulama hiç bir hukuki metinde ya da hiç bir yasada mevcut değildir. (Kapusuzoğlu, Tuncay "Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Uygulamasında Hazine Zararı Aranmasının Sakıncaları" Vergi Dünyası Temmuz, 2008 Sf: 33)
Gerçekte transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımının önlenmesi ile ilgili düzenlemenin amacı özellikle kurumların kendi mali yapıları içerisinde doğru bir şekilde durumlarını saptamak, fiyat yolu ile piyasayı olumsuz etkileyebilecek işlemlerden uzak tutmak, fiyat yoluyla kar ettirmek gibi unsurlardan korumaktır.
Kaldı ki, "Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında"ki yasa ile ve Kurumlar vergisi Yasası’nın 13. maddesine eklenen 7. fıkra hükmü, Hazine Zararı’nın ispatlanmasına yönelik yeni oluşumlara açık bir özellik taşımaktadır. Bu açıklık özellikle yabancı kurumlar açısından önem taşımaktadır.
Yapılan yeni düzenlemenin olumlu yönleri olduğu konusunda da görüşler mevcuttur. Bu görüşler fiyatlandırma yoluyla Hazine’nin zarara uğramadığı hallerde ortaya çıkması muhtemel işlemler dikkate alınarak oluşturulmaktadır.
Son dönede Hazine zararının bir koşul olarak getirilmesini savunanların gerekçelerinden birisi "Kurumlar Vergisi Yasası’nın 13. maddesinde ilişkili kişi kavramı çok geniş olarak belirlenmiştir, ayrıca düzenlenmesi zorunlu belgelerin kapsamı da çok geniştir. Bu nedenle Hazine zararının bir koşul olarak maddeye ilavesi çok iyi olmuştur" şeklindedir. Ancak olaya bir bütün olarak bakıldığında ve madde dikkatlice irdelendiğinde "ilişkili kişi ve belge düzeni" konusu, Hazine zararı konusunun uzaktan yakından ilgili olmadığı açıktır. (Kapusuzoğlu, agm)
Yapılan yeni değişiklikle Hazine zararının aranması koşulu 06.06.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. dolayısıyla söz konusu uygulamanın 2007 yılı işlemlerini kapsamadığı anlaşılmaktadır. Ancak buna rağmen uygulamada özellikle yapılacak incelemeler açısından birden fazla duraksama konuları vardır. Bunların üzerinde ayrıca ileriki günlerde görüşlerimizi açıklamaya devam edeceğiz.

CEVAP VER