Vergi İcra Hukuku Hükümleri Kapsamında Takip Ve Tahsili Mümkün Olan Alacaklar

0
218

6183 sayılı kanunu[1]n 1’inci maddesinde; “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i kamu alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan alacakları dışında kalan ve kamu hizmetleri karşılığını teşkil eden diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur” şeklindeki düzenleme ile Devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait ve kamu alacağı olarak kabul edilen alacakların nelerden ibaret olduğunu açık bir şekilde düzenlemiş olmakla birlikte maddenin gerekçesi ve uygulama tebliğ ve diğer kaynaklarının birlikte incelenmesi ile de anlaşılacağı gibi, özel kanunlarında alacaklarının takip ve tahsili 6183 sayılı kanunun hükümlerine tabi olduğu şeklinde düzenlemeler içeren özel kanunları ile kurulan ve kamu veya kamu idarelerine ait kurum ve kuruluşların da alacaklarının vergi icra hukuku hükümlerine göre takip ve tahsil edildiği uygulamada, gerek yasanın yoruma muhtaç hükümlerinin ve gerekse maliye idaresin bu kanun hükümlerinden almış olduğu gücünü tek taraflı yürütmesi, güncel uygulamalarda çeşitli sıkıntılara yol açmakla birlikte, gereksiz ve de haksız uygulama ile gerek mükellefin mağduriyetine ve gerekse idari yargıda davaların yığılmasına sebebiyet verdiği de bir gerçektir.
6183 sayılı kanunun birinci maddesinde alacaklı kamu idareleri sayılmış ve alacaklı olarak, alacakları bu kanun hükümlerine tabi olan kurum ve kuruluşlar;

 

  1.  Devlet
  2. İl Özel idareleri
  3. Belediyeler dir.

Bunun yanı sıra devlet tüzel kişiliği oluşturan kamu idareleri ile genel bütçeye tabi kurum ve kuruluşların alacaklarının takip ve tahsili de bu kanun hükümlerine tabidir.

5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu[2], devlet tüzel kişiliğini oluşturan kamu idarelerini kanuna ekli cetvelde göstermiştir.

İl özel idarelerine ilişkin hükümler 5302 sayılı il özel idareleri kanunu, Büyükşehir belediyelerine ilişkin 5216 sayılı Büyükşehir belediye kanunu, Belediyelere ilişkin hükümler ise 5393 sayılı belediye kanununda düzenlenmiştir.

5302 sayılı kanun[3]un 3 üncü maddesinin ( a ) bendinde İl özel idaresi: İl halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini,
Yine anılan maddenin ( b ) bendinde İl özel idaresinin organları: İl genel meclisini, il encümenini ve valiyi İfade ettiği hüküm altına alınmıştır.
5302 sayılı kanunun Vali’ye yüklemiş olduğu görev ve yetkilerden bir tanesi de , il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisi olmasıyla birlikte 10 Haziran 1949 tarih 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu[4]’nun 4 üncü maddesinde “İl genel idaresinin başı ve mercii vali “ olduğu,9’uncu maddesinde “valiler ilde, devletin ve hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır” denilerek valinin hükümetin ve her bir ayrı bakanlığın temsilcisi olduğu vurgulanmıştır.

Buradan da anlaşılacağı üzere vali yalnızca idari değil aynı zamanda siyasi sıfatı ve yükümlülükleri olan bir devlet görevlisidir. Valinin kanundaki düzenleme ile sahip olduğu yetkiye değinmenin gereği, 6183 sayılı kanunun 13 maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz kararının verilmesinde, yüklenilen sorumluluğu bakımından hissedilmiş olup konu hakkında açıklama ilgili bölümde yapılacaktır.
5302 sayılı kanun düzenlemesinde il özel idarelerine ait alacakların takip ve tahsil hususlarına ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte bu kurum nezdinde tahakkuk edecek olan kamu alacaklarının vergi icra hukuku hükümleri kapsamında olduğu 6183 sayılı kanunun birinci maddesinde hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı kanun hükümlerince takip ve tahsil edilecek olan kamu alacakları, kanunun birinci maddesinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlar ile özel kanunları hükümlerine göre, kamu kurum ve kuruluşları niteliğini haiz kurum ve kuruluşların kamu alacağı olarak kabul edilen ve Genel bütçeye gelir kaydedilen alacakları;

Vergi, resim, harç, mahkeme masrafları, vergi cezalar, para cezaları gibi asıl alacaklar

Gecikme zammı, gecikme faizi, zam, pişmanlık zammı, gibi asıl alacaklar üzerinden  hesaplanan fer’i alacaklar

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinden doğan alacaklar

Mahiyetleri ne olursa olsun özel kanunlarında alacakları 6183 sayılı kanun hükümlerine göre takip edileceğine ilişkin hüküm bulunan kurumlara ait alacaklar

Kamu alacaklarının takip ve tahsili için yapılan giderlerden kaynaklanan alacaklar dır.
6183 sayılı kanunun birinci maddesinde yazılı kamu kurum ve kuruluşlarının akitten, haksız fiilden ve haksız iktisaptan(sebepsiz zenginleşmeden) doğan alacakları, 6183 sayılı kanun hükümlerine tabi olmayacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olduğundan, bu kurum ve kuruluşların akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan alacakları 6183 sayılı kanunun birinci madde hükümlerince takip ve tahsili cihetine gidilemez.

Ancak genel hükümlere göre takip ve tahsili cihetine gidilecektir.  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 47. maddesinde yer alan “Para cezasıyle diğer hukuku amme borçlarının takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şukadar ki, Devletin bir akitten veya haksız fiilden doğan alacakları hakkında bu Kanunun hükümleri cereyan eder” hükmü, 6183 sayılı kanunun birinci maddesinde, bu kanun hükümlerine göre takip edilmeyeceği düzenlenen akitten haksız fiil ve haksız iktisaptan kaynaklanan kamu alacakları 2004 sayılı İİK 47 maddesi hükmüne istinaden genel hükümlere göre takip edilecektir.

6183 sayılı kanun düzenlemesinde Türk ceza kanunu[5]hükümlerince hükmedilen para cezalarına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. Bu nedenle ceza mahkemelerince ceza yargılaması sonucuna göre hükmedilen para cezalarının infazı 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanun hükümlerine göre yapılmakta ve adli para cezalarının infazı[6]bu kanun hükümlerine göre Cumhuriyet savcılıklarınca yerine getirilmektedir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkındaki kanun hükümlerine göre Mahkemelerce hükmedilen adli para cezaları Cumhuriyet savcılığınca hükümlüden talep edilmekte, belirlenen süre içerisinde ödenmemesi halinde yine anılı kanun hükümlerince para cezası hapse çevrilmek suretiyle infazı yoluna gidilebilmektedir.

Hapis cezası ile giderilemeyen kısmın tahsili için ise cumhuriyet savcılıklarınca 6183 sayılı kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere ilgili tahsil ile yetkili daireye bildirilmek suretiyle, tahsil bu idarece gerçekleştirilmektedir.

Yazı Dizisi ;

 

CEVAP VER