Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 101.138
DOLAR 4,7743
EURO 5,5902
ALTIN 199,90

Vergi İcra Hukuku Ve Kapsamı 155 defa okundu

kategorisinde, 21 Nis 2014 - 09:18 tarihinde yayınlandı

Kelime anlamı ile icra; yapma, yerine getirme, bir işi idare etme, bir işi yapmak anlamını taşır. İcra kelimesinin hukuk literatürü içindeki anlamı ise, borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirmesidir. Bu anlatım doğrultusunda o halde, İcra hukuku, bir hakkın zor (adli veya idari bir güç  ) kullanılmak suretiyle yerine getirilmesine ilişkin kuralları içermektedir. Zor kullanma deyiminden anlaşılması gereken husus, elbette kamu gücünden kaynaklı ve yine kamu kurumları veya bu gücün kullanılması için özel kanunlarınca yetkilendirilmiş birimler ya da kişilerce yürütülen bir eylemdir. Her borç gerek kanun ve gerekse akdedilen sözleşme hükümleri ile belirlenen zamanlarda ödenmesi gerekir. Ödenmesi bir zamana bağlanmış olan borun belirlenen sürede alacaklısına ödenmemesi durumunda, bu alacak takip ve icra hukuku hükümleri çerçevesinde, devlet gücü kullanılmak suretiyle borçlunun mal varlığından alınarak alacaklısına ödenir.

Hukuk sistemimizde yer alan iki farklı icra hukuk kuralı vardır. Bunlardan bir tanesi, 2004 sayılı İcra iflas kanunu genel takip sistemine ilişkin hükümleri içermektedir. Ancak genel hükümlerden ayrılmasına zaruret görülmüş bir kamu alacağının takip sistemine ilişkin kamu alacaklarının, kamu gücü kullanılmak suretiyle tahsilinin özel bir kanuna dayandırılmış olması ise farklı gerekçeler veya yaklaşımlardan kaynakladığı düşünülmüştür.         Zira kamu hizmetlerinin süreklilik arz etmesi ve bu hizmetlerin karşılığını (maliyetini) teşkil edecek olan akar ise yine kamu gelirleri olarak bütçe gelir kalemleri arasında sayılan vergi resim ve harçlardan oluşan kamu alacaklarının tahsilini sağlamak üzere düzenlenen kamu icra hukuku ise ikinci icra hukuku kuralları içermektedir. Bu her iki icra hukuku paralel düzenlemeler içermekle birlikte bazı farklı hükümlere da sahiptir.

Genel hükümler içeren icra ve iflas hukuku hükümleri dâhilinde takip ve tahsil edilecek olan borç ile yine kamu hukukunun bir alt dalı olan vergi kanunlarından kaynaklanan yükümlülükler sonucu tahakkuk eden kamu alacaklarının takip ve tahsil sisteminde bazı farklılıkların olması, devlet ile birey arasındaki ilişkiden doğan ve ancak kamu gücü kullanılarak takip ve tahsili cihetine gidilen kamu borçlusu ile icra iflas hukukunda yer alan hükümlerin uygulandığı borçlu arasında da bazı farklılıkların mevcudiyetinden bahsetmek doğru olacaktır.
Kamu alacağının zamanında ve hızlı bir şekilde takip ve tahsil edilme zarureti, kamu hizmetlerinin bir maliyeti olmasından kaynaklıdır.

Bu bakımdan da konuya yaklaşıldığında genel hükümlere tabi olan bir borçlunun, borcun tahsilinden sonra düşeceği olumsuz koşullar veya uğrayacağı zararlar alacaklıyı ilgilendirmemekle birlikte, durum kamu alacaklarının borçlusu açısından farklılık arz etmektedir.

Bu fark ise borcun tahsilinden sonra kamu borçlusunun, borcun kaynağı olan gelir veya ticari faaliyetinin idame ettirmemesi durumunda, gelir kaynağının eksileceği ve bir başka yaklaşımla Devletin anayasal düzenleme ile güvence altına almış olduğu vatandaşlık hakları ile taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri gereğince, bireyin ekonomik, sosyal ve kültürel hakları ile rahat yaşam ve yaşamın idamesi bakımından devlet sorumluluğunun mevcudiyetinden hareket edilmesi zaruretinin de göz ardı edilmemesi gerekliliğidir.
Kamu alacaklarının takip ve tahsili 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre yürütülmekle birlikte, 6183 sayılı kanun hukuk literatüründe icra hukuku hükümlerini içermekte olduğundan vergi icra hukuku olarak tanımlanması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ