Yeni teşvik sistemi haftaya açıklanıyor

0
295

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yeni teşvik sisteminde kendi açılarından son noktayı koyduklarını belirterek, ''Şimdi inşallah Sayın Başbakanımıza hemen hazırladığımız teşvik sistemini sunuyoruz ve şubat ayının en geç ikinci haftasında, inşallah yeni teşvik sistemimizi tüm Türkiye'ye dünyaya ilan ediyoruz'' dedi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliğinin (UTİB), Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) strateji ortaklığı ile düzenlediği ''IV. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı'' zirvesi, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde başladı.

Bakan Çağlayan, burada yaptığı konuşmada, tekstil konfeksiyonda önemli bir zihniyet değişimini gerçekleştirdiklerini, başkaları demeden bunu gerçekleştirmek zorunda olduklarını söyledi.

Sektörün iyi bir noktaya geldiğini, ancak Türkiye'deki tekstil konfeksiyon üreticileri ve ihracatçılarının artık ucuz fiyata bu işin sonunu getiremeyeceğini ifade eden Çağlayan, Türkiye'nin artık yüksek katma değerli, yüksek teknolojili, yükte hafif pahada ağır bir üretim ve ihracat sistemine geçmesi gerektiğini vurguladı.

Çağlayan, geçen yıl ihracatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdıklarını, 135 milyar dolar ihracat yaptıklarını hatırlatarak, bu başarıdan kendisine siyasi bir rant çıkarma hesabı içinde olmadığını, 135 milyar doları yapan Türk ihracatçısına gönülden teşekkür ettiğini ve onları alkışladığını dile getirdi.

Kendi açımızdan son noktayı koyduk

Kendilerinin, ''greyder''lik ihracatçının önünü açtıklarını, bunu yapmaya da devam edeceklerini anlatan Çağlayan, birlikte bir öz eleştiri yapmak gerektiğini belirtti. Ekonomi Bakanı, şunları kaydetti:

'Geçen sene biz 135 milyar dolar ihracat yaparken 98 milyon ton mal ihracatı yaptık. Türkiye olarak ihracatımızın bir kilogramını 1,37 dolara yaptık. Buna karşılık Japonya'nın 1 kilogram ihracatının ortalama fiyatı 3,84 dolar oldu.

Almanya'nın 1 kilogram ortalama ihracatının fiyatı 3,55 dolar oldu. İtalya'nın 3,12 dolar oldu. Güney Kore'nin 2,67 dolar oldu. Sebep, çok basit: Yüksek teknoloji yüksek katma değer. İşte bugün bunun arayışı içindeyiz ve şimdi bunu teşvik sistemiyle taçlandırıyoruz.

Artık her şeyi teşvik etmek yok. Bundan sonra son noktasına gelmiş olduğumuz ve dün akşam itibariyle sayın bakanlarla yapmış olduğum toplantıda, değerli bakan arkadaşlarımla mutabakat sağlayarak artık kendi açımızdan son noktayı koyduk.

Şimdi inşallah Sayın Başbakanımıza hemen hazırladığımız teşvik sistemini sunuyoruz ve şubat ayının en geç ikinci haftasında, inşallah yeni teşvik sistemimizi tüm Türkiye'ye dünyaya ilan ediyoruz. Teşvik sistemi, yüksek teknoloji, yüksek katma değeri özellikle öne çıkartacak olan bir şekilde ortaya çıkacak.''

Çağlayan, bakanlığının üretim ve ihracatın her zaman yanında olacağını ifade ederek, katma değeri yüksek ürünlerle ihracat rakamlarını daha üst seviyelere çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.

Bakan Çağlayan, Türkiye'nin ucuz ürünlerle gelebileceği noktaya geldiğini, bundan sonra yoluna ürünlerine değer, teknoloji katarak devam edebileceğini vurguladı.

Çağlayan, tekstil konfeksiyon sektörünün kullandığı Ar-Ge'nin yüzde 1,5 olduğunu, bunun yeterli olmadığını belirterek, ''50 dolara satabileceğimiz ürünleri 10 dolara satmaya devam edecek miyiz?'' dedi.

Teknik tekstili Türkiye'nin olmazsa olmazı haline getireceğiz

Yüksek katma değere sahip ürünlerin yanı sıra teknik tekstile de büyük önem verdiklerini belirten Çağlayan, şöyle konuştu:

''Teknik tekstili de Türkiye'nin olmazsa olmazı haline getireceğiz. Bugün teknik tekstil ülkemizde 1,3 milyar dolarlık bir ihracat rakamına gelmiştir. Oysa tüm dünyanın pazarı teknik tekstilde 100 milyar dolardır.

Türkiye'ye 100 milyar dolarlık bir pazarda yüzde 1,3'lük pay yetmez. Mutlaka bu payı artırmak mecburiyetindeyiz. Teknik tekstilin kullanım alanları, havacılıktan her türlü sektöre, otomotiv sektörüne varıncaya kadar çok önemli alanlarda kullanılıyor.

Teknik tekstili biz diğer ülkelerden daha az kullanıyoruz. Otomotiv sektörü ve tekstilin kardeşçe birlikte olduğu ve Türkiye'nin öncüsü olduğu bu şehirde bir araçta 50- ile 75
kilogram arasında tekstil ürünü kullanılırken ve Türkiye'de 1,2 milyon adet otomobil üretilmişken, teknik tekstil kullanımı bizde oldukça azdır…''

Mevcut sistemle yola devam edemiyoruz

Çağlayan, Türkiye'nin bir taraftan da dış ticaret açığı ve cari açığı konuştuğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Mevcut sistemle yola devam edemiyoruz. Biz şimdi inovasyon, yüksek teknoloji ve katma değerle inşallah iç içe beraber ve birlikte, aynen diğerlerinin satmış olduğu birim fiyatların çok çok daha üstüne çıkacak, yapacak Allah'a şükürler olsun zekaya da kabiliyete de iş gücüne de beyin gücüne de akademisyene de talebeye de sahibiz. Ama önemli olan işte bu gücün bir araya gelip koordine edilmesiydi…''

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''Çok uzun değil kısa bir süre öncesine kadar dışarıdan borç aldığı için emir, talimat almak zorunda kalan, IMF'den başka çıpası olmayan bir Türkiye, şükürler olsun dünyanın krizle boğuştuğu, Avrupa'daki birçok ülkenin adeta oksijen çadırına girmiş olduğu bir ortamda bir başarı hikayesi yansıtıyor'' dedi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliğinin (UTİB), Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) strateji ortaklığı ile düzenlediği ''IV. Uluslararası Ar-Ge Proje Pazarı'' zirvesi, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde başladı.

Bakan Çağlayan, burada yaptığı konuşmada, bundan 10 yıl önce bir gün sonrasını bile göremezken, bugün 12 sene sonrasının planını, projeksiyonlarını yapar hale geldiklerini söyledi.

27 yıl sanayicilik yaptığını, Türkiye'nin her dönemini sanayici olarak yaşadığını anlatan Çağlayan, o dönemlerde ''uzun vade'' dedikleri şeyin en fazla 3 ay, orta vade 15 gün, kısa vadenin ise bulunulan an olduğunu belirtti.

Çağlayan, bugün Türkiye'nin 12 sene sonrasının projeksiyonunu yaptığını, Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefi koyduğunu, bunun ulusal bir hedef haline geldiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

''Bundan 10 yıl önce dünyanın 26. büyük ekonomisi olan, bugün satın alma gücü paritesine göre, 16. büyük ekonomisi olan Türkiye'yi dedik ki; '2023'de dünyanın ilk 10'u arasına sokacağız.

Kişi başına geliri 25 bin doların üzerine çıkartacağız. Bunları yapar mıyız? Geçen sene söylemiştim, tekrar söylüyorum, bal gibi yaparız evvel Allah. Türkiye artık bu konuda kararını vermiş. Türkiye artık yıl kaybeden değil, yıl kazanan ülke olmak durumundadır.

Bundan 10 sene öncesindeki 36 milyar dolar ihracatı bugün 135 milyar dolara çıkaran Türk ihracatçısı Türk sanayicisi. Bundan 10 yıl önceki kişi başına milli geliri 3 binden bugün 11 bin dolar seviyesine çıkartan siyasi, ekonomik istikrar hükümet ve iş adamları, özel sektör. Bakın şimdi sadece 2 sektörde 10 yıl önce yapmış olduğumuz ihracatın fazlasını yapıyoruz.

İşte ikisi de Bursa için son derece önemli. Gerek otomotiv sektörü gerek tekstil konfeksiyon sektörü. Üst üste topladığınız zaman bırakın 2002'yi 2003'ün ihracat rakamlarını şu anda geçmeye uğraşıyoruz.''

Boynumuzun borcu

Türkiye'nin önemli kazanımlar elde ettiğini, 2023 için bu rakamları telaffuz etmelerini sağlayan şeyin ''atalarımıza olan boyun borcumuz'' olduğunu dile getiren Çağlayan, şöyle devam etti:

''Türkiye büyük bir milli mücadele verdi. Biz bu demokrasiyi, Cumhuriyeti, laikliği, ülkenin bölünmez bütünlüğünü, demokrasi ve hürriyeti çok pahalıya kazandık.

Bundan dolayı Milli Mücadele ruhunu başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu ülke için canını veren herkesi rahmetle ve minnetle anıyorum. Şimdi onların evlatları olarak bizim boynumuzun borcu. Nedir boynumuzun borcu? Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünde bu ülkeyi, onların bize emanet etmiş olduğu noktadan çok daha ileriye götürmek.

Aynı Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi 'muasır medeniyetler seviyesine getirmek' Türkiye'yi. İşte bunun gayreti içindeyiz, derdimiz, gayretimiz, yapmak istediğimiz bu.

Ama bugün şükürler olsun gelmiş olduğumuz noktada hükümet, bürokrasi, siyasi istikrar ve özel sektör bu hedefe kilitlenmiş, hep birlikte bunun gerçekleştirilmesi için çalışıyoruz. Niye? Atalarımıza boyun borcumuz var. Bizden sonrakilere bırakacağımız çok önemli bir Türkiye'yi oluşturacağız. Yapar mıyız? Gördük, yaptık.''

Başarı hikayesi

Zafer Çağlayan, artık Türkiye'nin de bir başarı hikayesi, öyküsü bulunduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Çok uzun değil kısa bir süre öncesine kadar dışarıdan borç aldığı için emir, talimat almak zorunda kalan, IMF'den başka çıpası olmayan bir Türkiye, şükürler olsun dünyanın krizle boğuştuğu, Avrupa'daki birçok ülkenin adeta oksijen çadırına girmiş olduğu bir ortamda bir başarı hikayesi yansıtıyor.

Gerek ülkenin iç ve dış borçları gerek bütçe açığı, gerek ihracatta elde etmiş olduğumuz rakam, gerek dünyanın büyüme şampiyonu olmamız, bakın bunlar tüm dünyanın ilgi ve alakasını çekti.''

120'den fazla ülkeye seyahat ettiğini, yılbaşından bu yana 5 ülkeye gittiğini belirten Çağlayan, gittiği her yarde bu ülkenin vatandaşı, bakanı olmaktan gurur ve şeref duyduğunu dile getirdi. Çağlayan, şöyle dedi:

''Türkiye ve Türk algısı artık değişmiştir. Türkiye imajı değişmiştir. Bugün özel sektörümüz, bunu kemiklerine, iliğine kadar hisseden insanlardır. Bugün şirketlerimiz para ediyorsa, bugün ülkemize bu kadar uluslararası sermaye geliyorsa, bugün artık Türk şirketleri Avrupa'daki şirketleri alıyor veya ortak oluyorsa, ihracatımız bu kadar artıyorsa, ülke imajı burada son derece önemlidir.

Diyoruz ki; geldiğimiz nokta son derece önemli, ama yetmez. Daha gidecek çok yolumuz var. Bırakın artık bizi, İngiltere Başbakanı, dünyanın önde gelen, gelecek bilimcileri, Türkiye'nin gelecek 2050 yılında en büyük 5 starından, yıldızından biri olacağını onlar söylüyor. Biz de biliyoruz tabi ne olduğumuzu…''

Çağlayan, bunun en büyük lokomotiflerinden birinin tekstil ve konfeksiyon olduğunu belirterek, sektörün, her geçen gün Türkiye ve Türk imajının tüm dünyadaki en büyük lokomotifi olduğunu söyledi.

2010 yılında 22,9 milyar dolar ihracat yapan tekstil ve konfeksiyon sektörünün, 2011'de 26,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini kaydeden Çağlayan, ''tekstil-konfeksiyonun'', 2 milyondan fazla insanın dolaylı da olsa çalıştığı bir sektörü ifade ettiğini, ayrıca ''kulağını bükmekte'' kararlı oldukları cari açık ve ödemeler dengesinde önemli bir pozitif katkı verdiğini anlattı.

Bugün hayatımızın olmazsa olmazı artık Ar-Ge

Çağlayan, Türkiye'de 2000'de yapılan Ar-Ge harcamalarının 1,31 milyar dolar olduğunu, bu rakamın 2010 yılında 6,18 milyar dolara çıktığını belirterek, ''Her ne kadar gayri safi milli hasılamızın yüzde 1'ini yakalayamamış olsa dahi, dünyada Ar-Ge harcamalarının hızı açısından dünya şampiyonu olmuş olan bir ülkeyiz ve şimdi diyoruz ki 2023'te de bizim Ar-Ge hedefimiz, gayri safi milli hasılamızın yüzde 3'üdür'' dedi.

Bakan Çağlayan, geçmişte ''çalışılmak istenmeyen bürokratların'', siyasi veya başka nedenlerle ''APK'' denilen yerlere alındığını hatırlatarak, ''Araştırma, Planlama, Koordinasyon (APK) Ama bizim ülkemizde geçmiş siyasi düşünceler, çalışılmak istenmeyen, kızağa alınmış olan, cezalandırmak için insanları getirir APK'da çalıştırırdı. APK'yı bir kere biz baştan, cezalandıran bir yapıya, mantığı sahip…

Şimdi bakın bugün hayatımızın olmazsa olmazı artık Ar-Ge. Bu bir kere önemli bir zihniyet değişikliği olduğunu gösteriyor '' görüşünü kaydetti.

Haber7

CEVAP VER