Bankalarda müşterek hesap sorunu

0
270

Borçlar Kanunu’nun 148’inci maddesi uyarınca borcun tamamının tediyesini istemek hakkını her birine bahşettiğini (sağladığını) borçlu beyan ettiği hallerde, müteaddit (birden fazla) alacaklılar arasında teselsül mevcuttur.

 

Yeni Borçlar Kanunu tasarısında yer alan bir benzer düzenleme ile dei "aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" alacaklıların her biri edim üzerinde eşit hak sahibi olacaktır.

 

Borçlar Kanunu’nun 148’inci maddesi özellikle bankalarda sıkca rastlanan ortak hesapların çerçevesini çizmekte ve aynı zamanda hukuki dayanağını oluşturmaktadır.Bu yasa maddesi ile intikal ve veraset vergisi uygulamasına mani olunmakta, çoğu kez de, kanuni mirascıların hakları, çoğu kez de haberleri olmadan başkalarınca kullanılmaktadır.

Çünkü ortak hesaplarda, hesap ortaklığı olanlar bankada bulunan paranın tamamını çekme hakkına sahip olabilmektedirler.

 

Bilimsel öğretide ortak hesap kavramı adı altında hem tek imzalı (teselsüllü) ortak hesap, hem de "birlikte imzalı" ortak hesap türü anlaşılmaktadır. Ortak hesap türü ayrımını sağlayan tek ölçüt, banka nezdindeki hesap üzerinde birlikte alacaklıların tasarruf yetkilerinin şeklidir. İlkinde her bir mudi banka hesabı üzerinde diğerlerinin katılımı olmaksızın tasarruf edebilmektedir.

 

 

Konuya ilişkin olarak oluşan görüşlere göre "Müşterek hesabı açan ve müşterek mevduatın konusu olan harayı yatıran hesap sahibinin sözleşmeyi imzalaması ile sözleşmenin banka ile diğer hesap sahipleri arasında kurulmuş olduğu kabul edilmektedir. Bu durumda diğer hesap müşterek hesap sahiplerinin imzalarının sözleşmede bulunmaması sonucu etkilememektedir.

Eğer, sözleşmede aksine bir hüküm varsa, yani diğer hesap sahiplerinin de sözleşmede imzaları olmadan sözleşmenin geçerli olmayacağı belirtilmiş ise, bu katdirde imzalar tamamlanmadan hesap sahipleri söz konusu hesabı kullanamazlar.

 

 

Matbu sözleşme metninde böyle bir kayıt olmamasına, matbu sözleşme metninin banka yetkilileri ve müşterek hesabı açtıran ve mevduatı bankaya yatıran hesap sahibinin imzalarına rağmen sözleşmede diğer hesap sahiplerinin imzalarının "yokluğu" nedeniyle sözleşmenin kurulmadığını iddia etmek, doğruluk ve dürüstlük kuralına uygun düşmez. (Kaplan, ibrahim "Banka Sözleşmeleri Hukuku C.I. Ank. 1996, Sf:233 vd)oluşan yargı kararlarına göre "Müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşittir. Zira para müşterek hesaba yatırıldığına ve pay bakımından bir anlaşma bulunmadığına göre, mülkiyetin yarı yarıya olmak üzere hak sahiplerine ait olması gerekir." (11.HD, 21.03.2002, 157/2539, acar, Faruk "Türk-İsviçre Medeni Hukukunda Alacaklılar Arası Teselsül" Doktora tezi, Sf: 336-337)Mevduat hesabı birden fazla kişiye ait ise, mudilerin birinin ölümü halinde, aksine sözleşme yoksa, hesaptaki haralar eşit paylara bölünecek ve hayatta kalan mudiye kendi payı ödenebilecektir. (Reisoğlu, Seza "Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, 2002, Sf: 390) Zira taraflardan herbiri hesaptan para çekerken payına göre kendi adına, payından fazla çektiği miktarda diğer hesap sahibine göre borçlu durumuna girer. (2. HD 29.01.1987, 495/11191; HGK, 11.02.1998, 40/75)

 

Ülkemizde bir çok hallerde bankalar nezdinde müşterek hesaplar açılabilmekte ve bu hesapların önemli bir bölümü de uygulamada teselsüllü olabilmektedir. Bu tür hesapların taraflardan birince tamamen çekilmesi söz konusudur.

 

Gerek iş yaşamında ve gerekse özel yaşamda bu tür hesaplar özellikle hastalık ve ölüm hallerinde önem arzetmekte olup genellikle bu tür hesapların önemli bir bölümü kanuni mirascılar tarafından da bilinmemektedir.

 

 

Herhangi bir kişinin veya bir yakınının müşterek hesap nedeniyle paranın tamamını çekmiş olması halinde, parayı bankaya yatıran mudinin mirascıları bu haktan yararlanamaz hale gelebilmektedirler. Söz konusu hesapların taraflar arasında ihtilaf yaratması halinde de var olan hesap bakiyesinin hesaba katılımcı olan mudi sayısına bölünerek tasarruf edilir hale gelmesi gerçek hak sahipleri açısından önemli bir haksızlık konusu olabilmektedir.

Diğre yandan da bu tür oluşumlarda Maliye Bakanlığı "Veraset ve İntikal Vergisi"nden yoksun kalmaktadır. Gerçekte bu tür hesapların açılmasına neden olan hallerin başında söz konusu vergiden kaçınma düşüncesi yatmaktadır.

 

Teknik anlamda müşterek hesap açılırken bankaya aksine bir anlaşma bildirilmemiş ise, bankada açılan bu hesabın aktif teselsüllü hesap olduğu kabul edilmektedir. (Tekinalp, Ünal Banka Hukuku’nun Esasları, İstanbul, 1988, Sf: 329; Kaplan Sf: 235,236)

 

 Kaynak:Referans Gazetesi

CEVAP VER