Haciz işlemlerinde üçüncü şahısların sorumluluğu

0
256

 İcra ve İflas Yasası’nın 4’üncü babı (bölümü) borçlunun "Haciz yoluyla takibi"ne yönelik hükümleri içermektedir. (Madde: 74-144). Bu bölümde yer alan ve borçluya ait "alacaklar ile üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar hakkındaki" 89’uncu madde uygulamada adalet ve hukuk kavramı ile örtüşmeyen haksızlıklara neden olmakta ve hatta ticari yaşamda birçok gerçek ve/veyla tüzelkişiliğin gereksiz yere haciz takibine alınmasına yol açmaktadır. 

Söz konusu yasa maddesi borçlarını ödeyemedikleri için haklarında icra takibi yapılan gerçek ve/veya tüzelkişilerle doğrudan ve/veya dolaylı olarak ilişkide bulunan kişilere tebligat yapılarak borçlu konumunda olan kişiye ait varsa borçlarını veya yine kendilerinde varsa borçluya ait malların bildirilmesini ve bundan böyle hakkında icra takibi yapılan kişiye olan borçlarını ilgili icra dairesine ödemelerini ve kendilerinde bulunan malları da korumaları talep edilmektedir.
Başka bir anlatımla İcra-İflas Yasası’nın 89’uncu maddesi uyarınca haciz takibine alınan herhangi bir kişinin, bir başkası nezdinde var olduğu düşünülen alacaklarının ve malvarlıklarının haciz altına alınması uygulaması da mümkün olabilmektedir.
Nezdinde, haciz takibine uğrayan kişiye ait mal veya o kişiye ödenmek üzere bir borcu olan kişi söz konusu haciz ihbarnamesini tebellüğ ettiği tarihten (andan) itibaren borcunu alacaklıya değil icra dairesine ödemekle yükümlü olduğu gibi, yine nezdinde haciz takibine ait kişiye ait olan malı, sahibine iade edemez, ayrıca eğer bilmeden satarsa veya başka birisine devrederse bedelinden dolayı icra dairesine karşı sorumlu tutulur.
Ancak buna karşılık, nezdinde haciz takibine uğrayan kişiye ait herhangi bir mal veya borcu bulunmayan üçüncü şahıslar söz konusu haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ilgili icra müdürlüğüne;
* Hakkında haciz takibi yapılan kişiye ait bir borcu bulunmadığını veya haciz takibinden önce borcun ödenmiş olduğunu veya nezdinde bulunan malın tüketilmiş bulunduğunu veya kusuru olmaksızın zayi olduğunu, nezdinde halihazırda söz konusu kişiye ait bir mal bulunmadığını,
* Söz konusu malın kendisine rehnedilmiş olduğunu veya hakkında haciz takibi yapılmış olan kişinin talimatı ile bir başkasına verilmiş bulunduğunu,
yedi gün içinde ilgili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak (bizzat icra dairesine giderek) bildirmek zorundadır.
Üçüncü şahıs konumunda olan kişiler İcra-İflas Yasası’nın 89’uncu maddesi uyarınca kendilerine gönderilen haciz ihbarnamesine kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde (kendisinde) ve borç zimmetinde sayılmakta olup, bu bağlamda da kendisinde olduğu mal veya borç nedeniyle icra dairesine karşı sorumlu (borçlu) konumuna gelmektedir. Bu durum üçüncü şahsa ayrıca bir ihbarname ile bildirilir.
İkinci ihbarnameyi tebellüğ eden üçüncü şahıs ihbarnameyi tebellüğ ettiği tarih itibariyle yedi gün içinde ihbarnameye karşı itiraz hakkına sahiptir. Buna göre eğer ikinci ihbarnameyi alan gerçek ve/veya tüzelkişi yedi gün içinde; birinci ihbarnameyi tebellüğ ettikten sonra kendisine tanınan itiraz konularına yönelik itirazı yapmaz ise bu takdirde kendisinden esas borçluya ait borcu on beş gün içinde icra dairesine ödemesi istenilmektedir.
Kısaca yukarıya aktarmış bulunduğumuz yasal düzenleme uygulamada birçok haksızlıklara neden olmaktadır. Şöyle ki;
Hakkında haciz işlemi yapılan kişi için yakınlarına ve hatta akrabaları da dahil olmak üzere ticari ilişkide bulunduğu gerçek ve tüzelkişilere öncelikle birinci ihbarname gönderilmektedir. Birinci ihbarnameyi tebellüğ edenlerin birçoğu söz konusu ihbarname ile ilk defa karşılaştıklarından ihbarnamenin gereğini yerine getirebilmek için ne yapacaklarını bilememenin verdiği tedirginliği yaşamaktadırlar.
Ticari yaşamda ihbarnamenin tebliği ile birlikte, söz konusu hakkında haciz işlemi yapılan kişiyle olan ilişkiler dolayısıyla borç-alacak bakiyelerinin tespiti ve ilgili icra dairesine yanıt için belli bir çalışmanın yapılması zorunlu olmaktadır.
İhbarnamenin tebellüğ edildiği tarih çok önemli olmasına karşın yine uygulamada özellikle tüzelkişiyi temsile yetkili kişiye ihbarnamenin ulaşması bazen zaman almaktadır.
Hakkında haciz takibi yapılan ve bu nedenle üçüncü şahıslara gönderilen ihbarnamenin yanıtlanması için verilen yedi günlük sürenin yeterli olmaması nedeniyle birçok halde birinci ihbarname ile ilgili sürede gerekli yanıt icra dairesine verilememektedir. Bu bağlamda hakkında haciz takibi yapılan kişilere verilen vadeli çekler uygulamada sorun yaratmaktadır.
İcra-İflas Yasası’nın 89’uncu maddesi uygulamada, burada aktaramadığımız daha birçok soruna neden olmaktadır.
Veysi Seviğ
Referans

CEVAP VER