İşyerinde öpüşmeyin!

0
259

Başlığa bakarak, çalışanların özel hayatına müdahale etmeye çalıştığımızı düşünmeyin. Geçtiğimiz günlerde gazetelerde yayınlanan bir haber, durumdan vazife çıkarmamıza neden oldu. Biraz da ‘adamın köpeği ısırması haberdir’ mantığından hareketle atılan haber başlıkları oldukça ilgi çekiciydi. Başlıklardan bazıları; ‘İşyerinde öpüşebilirsiniz’, ‘Öpüşme kovulma nedeni sayılmadı’, ‘İşyerinde öpüşmek serbest’ şeklindeydi. 

OLAY NE? 
Özel bir şirkette çalışan bir bayan, işyerinde erkek arkadaşıyla öpüşür ve durum kamera kayıtlarından tespit edilir. Bunun üzerine işveren, bu davranışın ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığı’ gerekçesiyle ilgili kişiyi işten çıkartır. İşçi, işe iade talebiyle dava açar. Yargılamayı yapan iş mahkemesi, çalışanların özel hayatları konusunda işyerinde daha dikkatli ve özenli olması gerektiğine vurgu yaparak, özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen işçinin iş sözleşmesinin feshini haklı bulur. Bunun üzerine işçi, iş mahkemesinin kararını temyiz eder. 

YARGITAY KARARI 
Temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş mahkemesinin işvereni haklı bulan kararını bozmuş. Yargıtay’ın kararının doğru yorumlanabilmesi için bozma kararından bazı kesitleri aşağıya aktarıyoruz. 
”Öpüşme eyleminin anlık oluşu, iş yerinde müşteri bulunmayışı, bir başka işçinin de görmeyişi göz önünde tutulduğunda, olayın bu şekliyle iş düzenini bozucu nitelikte bir eylem olarak kabulü, ağır bir sonuç olup, ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmamaktadır. 
Davacının bu davranışı iş yerinde olumsuzluklara yol açmadığı, iş ilişkisini devamını etkilemediği ve feshin geçerli nedenlere dayanmadığı anlaşılmaktadır.” 

İŞYERİNDE ÖPÜŞMEK SERBEST Mİ? 
Yargıtay’ın bozma gerekçesi incelendiğinde, işyerinde öpüşmenin serbest olduğu veya işyerinde öpüşmenin fesih nedeni olmadığına ilişkin açık veya örtülü bir ibareye rastlanmıyor. 
Verilen karar, somut olayın özelliklerine göre ve sadece dava konusu olaya ilişkin hüküm içeriyor. Kararda, işyerinde öpüşmek serbest denilmiyor. Sadece somut olay dikkate alınarak sözleşmenin feshinin ‘ağır bir sonuç’ olduğuna hükmediliyor. Yani, ‘dava konusu olayda işçi için yaptırım uygulanabilir, ancak sözleşmenin feshi ağır bir yaptırımdır’ denilmek isteniliyor. Sözleşmenin feshinin ağır yaptırım olarak değerlendirilmesinin gerekçesi olarak; ‘iş yerinde müşteri bulunmayışı veya bir başka işçinin olayı görmeyişi’ gösteriliyor. Yapmış olduğumuz kısa açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, işyerinde öpüşmek serbest değil. 
Aman dikkat, haber başlıklarından etkilenip böyle bir eylemde bulunmayın. En azından dikkatli olun. İşsizliğin rekora koştuğu bu günlerde işsiz kalabilirsiniz…

Kızılay’a kötü haber 
Türkiye Kızılay Derneği’ne yapılan bağışların ve diğer gelirlerinin bankalarda değerlendirilmesi sonucu elde edilen faizler üzerinden yapılan stopaj konusuna daha önce değinmiştik. Kızılay’ın elde ettiği faiz gelirleri üzerinden yapılan stopajların yüzlerce davaya konusu edilmesi ve davaların Kızılay’ın lehine sonuçlanması, yargının iş yükünü artırdığı gibi kamu açısından da vekalet ücreti ve benzeri ilave yükler ortaya çıkarıyordu. 
Danıştay’ın yakın tarihli bir kararı bu konuda yeni gelişmelerin habercisi niteliğinde. Karara göre ‘Türkiye Kızılay Derneği’nin banka mevduat faizleri üzerinden tevkifatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan (01.01.2006-31.12.2015 tarihleri arasında) Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesi hükmüne göre gelir vergisi tevkif edilmesi (vergi kesintisi yapılması) yasaya uygun.’ Yani Kızılay’ın mevduat faizleri üzerinden vergi kesintisi yapılmasında yasaya aykırı bir durum yok.  (Dn. 3. Dairesi’nin 22.01.2009 tarih ve E. 2008/5545, K. 2009/95 sayılı Kararı) 
Söz konusu karar, ‘kanun yararına bozma kararı’. Bu yönüyle daha önce verilen kararların hukuki sonuçlarına bir etkisi söz konusu değil. Ancak bu karar, gelecekte Kızılay’ın faiz gelirlerinden stopaj yapılmasının dava konusu yapılması halinde farklı kararlar da verilebileceğini gösteriyor. 
Konunun kazandığı farklı boyut, ilgili çevrelerde kafa karışıklığı yaratmış durumda. Belirsizliğin ortadan kaldırılması için köklü çözüm, yasal bir düzenleme yapılması. Yasal düzenleme yapılmaması halinde de konunun çözümü mümkün. Bunun için de ‘içtihadı birleştirme kararı’na ihtiyaç var. İlgili çevrelerin Kızılay’ın bu sorununa kısa süre içinde çözüm bulacağını umuyoruz.

Soru ve Cevaplar

Emekli aylığını son yedi yıl belirlemez 
Emekliliğine 6 ay kalmış bir bayanım. Çalışma hayatımda primlerim hep tavandan ödendi. Aralık 2006’dan beri tabandan isteğe bağlı prim ödüyorum. 1998-2000 arasını da doğum borçlanması yaptım, maalesef onu da tabandan ödeyebildim. Yazılarınızdan öğrendiğime göre, emeklilik hesabında son 7 yıl dikkate alınıyormuş. Acaba kalan 6 ayımı taban yerine koşulları zorlasam ve örneğin 500-600 TL gibi ödesem, çalışma hayatımda tavandan ödediğim primlerime yazık olmasının ve düşük emekli maaşı almanın önüne geçebilir miyim.  Gülcan Uygun 
Emekli aylığının tutarını son yedi yılda ödenen primler değil, neredeyse tüm çalışma hayatı boyunca ödenen primler belirler. Son yedi yıl, birden fazla sosyal güvenlik kurumuna (kanununa) tabi olarak prim ödeyenlerin, hangi çalışma şekline göre emekli olacağını belirler. Bu nedenle de son altı ayda 500-600 TL prim ödemenizin, emekli aylığınıza önemli bir katkısı olmaz.

Askerlik borçlanması sigorta başlangıcınızı geri götürür 
İlk işe giriş tarihim 01.10.1977, doğum tarihim 10.08.1954. Askerliğimi 1974 yılında yaptım, henüz borçlanmadım. 3100 günüm var. Öğrenmek istediğim, askerlik borçlanmasını yaparsam ilk işe giriş tarihim 1975’e geri çekildiği için kademeli yıl artışından etkilenmeden 55 yaş 3600 günden emekli olabilir miyim? 
Murat Çağla 

İlk defa sigortalı olunan tarihten önce yapılan askerlik süresinin borçlanılması, sigorta başlangıç tarihini borçlanılan süre kadar geri götürür. 500 gün askerlik borçlanması yaparsanız, prim ödeme gün sayınız 3600 gün, sigorta başlangıç tarihiniz de 11.05.1976 olur. Buna göre 08.09.1999 tarihi itibariyle sigortalılık süreniz 23 yıldan fazla olur ve eski hükümlere tabi olursunuz. Yani 3600 günle 55 yaşınızı dolduracağınız 10.08.2009 tarihinde SSK’dan (devredilen) kısmi yaşlılık aylığına hak kazanırsınız.

AKLINIZDA BULUNSUN

İpotekli alacaklarda kefilin takibi 
İpotekli alacaklarda alacaklının, kefil olan borçlulardan ipotek miktarına kadar olan borçları istemesi mümkün değildir. Alacaklı, kefil olan borçlulardan ancak alacağın ipotek miktarını aşan kısmını isteyebilir.

 

GÜNÜN SÖZÜ

‘Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları; sular çekildiğinde karıncalar balıkları yer. Kimin kimi yiyeceğini suyun yüksekliği belirler.’ 
(Kamboçya atasözü)

 

CEVAP VER