Kamu borçlarında üçüncü şahısların sorumluluğu

0
264

 İcra ve İflas Yasası’nın "alacaklar ve üçüncü şahıs elinde haczedilen mallar hakkındaki" 89’uncu maddesine paralel bir düzenleme de Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa’nın 79’uncu maddesinde "Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi" başlığı altında yer almaktadır.

Sözü edilen yasa maddesi gereği olarak "Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veya alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzelkişilere, kurumların haciz keyfiyetinin tebliğ suretiyle yapılmaktadır. Böyle bir durumda üçüncü şahıslara alacaklı tahsil (vergi) dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisiyle bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine (alacaklı vergi dairesine) teslim edebileceği bildirilir. Bu bağlamda yapılan haciz bildirimi ile elinde sözü edilen amme borçlusuna ait malı bulunduran gerçek veya tüzelkişinin bu malları amme (kamu) borçlusuna veremeyeceği veya mevcut alacağının kendisine ödenmeyeceği yazılı olarak bir defa daha bildirilir.

Alacaklı tahsil daireleri tarafından düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairesi tarafından ya da alacaklı amme idaresi aracılığı ile posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilmekte ve bu tebligatlara aynı ortamda cevap verilebilmektedir.
Yasal düzenleme gereği olarak alacaklı vergi dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerinden doğrudan veya mahallindeki tahsil daireleri aracılığı ile tebliğ edilebileceği gibi Maliye Bakanlığı’nca belirlenen miktarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilmektedir.
Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yerinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır.
Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkındaki yasa hükümlerine göre işlem yapılır.
Uygulamada; özellikle inceleme elemanları tarafından yapılan listelerde adı ve soyadı belirtilen kişiler için yapılan haciz işlemleri bankalara bildirilmekte ve bu mükelleflerin banka nezdinde bulunan hak ve alacaklarına haciz tatbik edilmesi ve sonucun on beş gün içinde bildirilmesi talep edilmektedir. Bu bildirimde ayrıca söz konusu süre içinde yapılan işlemlerle ilgili ve istenen bilginin verilmemesi halinde bankanın sorumlu tutulacağı yazılı olarak ilgili bankaya bildirilmektedir.
Böyle bir bildirim Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa’nın 79 ve Türk Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesine aykırıdır. (Danıştay 3. Daire E.No: 2007/696, K.No: 2008/1865)
Danıştay 3. Dairesi’nin bu kararı uyarınca uygulamada banka şubelerine gönderilen talimatla banka nezdinde menkul kıymeti, herhangi bir hakkı veya alacağı bulunup bulunmadığı belirsiz mükelleflerin hesap durumlarının araştırılarak, isimlerinin karşısında yazılı borç miktarına yetecek kadar varlığının bloke istenmesi hususunun Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa’nın 79’uncu maddesinde öngörülen düzenleme ile örtüşmediği kabul edilmiştir.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Yasası’nın 79’uncu maddesi hükmü uyarınca herhangi bir nedenle üçüncü şahsın kendisine yapılan tebliğe karşı itiraz etmez ise bu takdirde haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Bu bağlamda menfi tespit davasının açılması halinde mahkeme teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verebilmektedir.
Teminat alacaklı tahsil dairesine verilmektedir. Mevcut haciz varakasına dayanılarak teminat haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenmektedir.
Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Yasa uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs dava hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağının tamamen ödenmiş olması durumunda inkâr tazminatı uygulanmaz. Yasal düzenleme gereği davasında haksız çıkan üçüncü şahıslar haksız çıktığı tutarın yüzde 10’u tutarında ayrıca inkâr tazmi
natı ödemekle yükümlü kılınmaktadır.

CEVAP VER