Krize Karşı Reform Yılı

0
253

Kriz haberleriyle yatıp kalkmak. Bugünlerde yaşadığımız toplumsal travma. Hâlbuki 2008 yılı başından beri krize karşı donanmak için yasal gayretlerin en kapsamlılarını gerçekleştirmeye çabalıyoruz. Bu önlemleri, elbette yaklaşan krize karşı tedbir olarak öngördüğümüzü aptalca dillendiremezdik. Bu saf yaklaşım, önlemleri de zaten amacından saptırır ve tamamen kriz lobisinin arzusu istikametinde sonuçlar doğurmasına neden olabilirdi.

Şükür ki hükümet, böyle bir safdillik yapmamıştır. Ama tedbir yönünden gerekenlerin neredeyse tümü alınmış ve işlerlik kazandırılmıştır. Öncelikle son 4 yılın içinde yoğunlaşılan reform çalışmalarıyla biçimlenen Sosyal Güvenlik Sistemi, kurumsal ve norm-standart yapısıyla oluşturulmuş bulunuyor. Uygulanan iki prim affıyla da mükelleflerle kurum arasında barış gerçekleştirilmiştir.

İstihdam Paketi içerisinde de katı asıl işveren-alt işveren ilişkileri düzenlemesi hariç, krize karşı hazırlık düzenlemeleri yapılmıştır. Çocuklarına daha iyi bir Türkiye bırakmak isteyenlerin, Sosyal Güvenlik Reformu Yasası'na sahip çıkması gerekiyor. Reformla Türkiye çok önemli değişim yaşıyor. Ayrıca AB'ye giriş çabalarında da bu reformlar, hız kazandırmıştır. Yıllardır ihmal edilmiş hassas konularda önemli düzenlemelere imza atılmıştır. Ülkemizde SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında yaklaşık 15 milyon aktif sigortalı bulunuyor.

Çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kişilerle birlikte bu rakam, 60 milyona yaklaşıyor. Yeşil kartlıların da ilave edilmesiyle sağlık hizmeti alanların oranı, nüfusun yüzde 90'ını geçiyor. Sosyal güvenlik mali tablosuna baktığımızda, kurum, sadece 2007 yılında 25.040 katrilyon lira açık vermiştir. SGK'nın geliri, 56.8 katrilyon, gideri 81.9 katrilyon liradır, eski değerlerle. Prim gelirlerinin 44 katrilyon, emekli aylıkları 52 katrilyon lira şeklinde gerçekleştiğini göz önünde bulundurursak, prim gelirlerinin emekli aylıklarını bile karşılamadığını görürüz.

Bugüne kadar yapılan reform çalışmaları, hep kısa vadeli planlanmıştır. Oysa Türkiye'nin geleceği için 50-100 yıl sonrası düşünülerek, perspektiflerin hazırlanması gerekiyor. Bu son reform çalışması böyle bir projeksiyonla ele alınmıştır. AB ülkelerine göre genç bir nüfusa sahip olsak da, ülke insanları hızla yaşlanıyor. Teknolojideki ve sağlık hizmeti sunumundaki gelişmeler nedeniyle ortalama yaşam ömrü artacak. Dolayısıyla emeklilik sisteminin uzun vadede sürdürülebilmesi için mutlaka nüfus yapısının dikkate alınması gerekmiştir.

Sosyal sigorta sisteminin yürütülebilmesi için 4 aktif –çalışan- sigortalının bir pasif –emekli- sigortalıya bakması zorunludur. Halbuki Türkiye'de bu oran gerçekleştirilemiyor, 2 aktif sigortalı bile bir pasif sigortalıya bakamıyordu. Türkiye'nin uzun vadede bu yükü taşıması, mümkün değildi. Ülkemizde genç nüfus, 60 yaş üzerindeki nüfusun 6-7 kat civarında. Bu bir şans. Ancak kayıtdışılık sorunu çözülmemiştir. 1994'te GSMH içerisinde sosyal güvenlik kurumlarına yapılan bütçe transferleri yüzde 1 iken, sürekli artmış. Bu olumsuzluk, önlem alınmadığı zaman ülkemizi çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya bırakacak bir parametredir.

Bu açıkların kapatılması için mutlaka bir şeyler yapmamız gerekmiştir. Türkiye emeklilik cenneti haline gelmiş ve dünyanın hiçbir yerinde görülemeyecek şekilde binlerce kadın ve erkek, 38-43 yaşlarında emekli edilmiştir. Bunun nedeni, 2000 yılı öncesinde emeklilikte yaş sınırının kaldırılmasıdır. Sürdürülemeyen bu yapı nedeniyle, sosyal güvenlik açıklarının kapatılması için bu reform paketi hazırlandı. Gelişmiş ülkelerde aylık bağlama oranı yüzde 1.5'un altında iken bizde yüzde 3'ü geçiyordu. Avrupa ülkelerinde emekli aylıkları, çalışırken alınan maaşın yüzde 40-60'ı iken, Türkiye'de sistemden dolayı yüzde 104'e ulaşmıştı. Yani prime esas kazançtan daha fazlasını emekli aylığı olarak ödeyen bir sistemle karşı karşıya idik.

Asgari ücretli bir sigortalı, çalışırken net 480 YTL aylık ücret alırken, emekliği olduğunda 560 YTL emekli maaşı alıyor. Bağ-Kurlu'ya bile ödediği primin yüzde 113'ü oranında emekli aylığı ödeniyor. Ülkemizin bu yapıyı uzun vadede taşıması mümkün değildir. 38-43 yaşlarında emeklilik sonucu oluşan uzun emeklilik süresini bu reformla dünya standartlarına çekmek, amaçlanmıştır. Dünyadaki emeklilik yaşı, ortalama 65'tir. Reformla sürdürülebilir yeni yapı oluşturulmuştur.

Kaynak: Yenişafak Gazetesi

CEVAP VER