Ortaklar arasındaki ticaret, piyasa fiyatından yapılmalı

0
169

Nisan ayı şirketler için beyanname dönemidir. Bir önceki seneye ilişkin faaliyetleri içeren beyannamelerin 25 Nisan akşamına kadar verilmesi gerekiyor.

Tabii bunları doldururken çok dikkatli olmak lazım. Çünkü, dikkat edilmeyen veya gözden kaçan bazı hususlar daha sonra başınızı ağrıtabilir. Hesaplamaların dikkatli ve doğru yapılması, beyanname ve eklerinin de vergi dairesine eksiksiz verilmesi şart. Şirketler bu beyannamelerini elektronik ortamda göndermek zorunda. Ancak hemen belirtelim, e-beyannamelerin ‘aracılık’ yetkisi almış meslek mensupları tarafından gönderilmesi gerekiyor.

Mevzuatımıza yeni giren bir vergi güvenlik müessesesi olarak ‘transfer fiyatlandırması’ Kurumlar Vergisi Kanunu’nda bu isimle kendine yer buldu. Bu yeni düzenlemeye göre bir şirket ‘ilişkili kişi veya kurumlarla’ bir mal veya hizmet alım satım işini yaparken fiyatı emsallere göre belirlemek zorunda. Buradaki ilişkili kişiden kastedilen şirketlerin kendi ortakları, eşleri ve bunların soylarından gelenler, kurumun ve ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek veya tüzel kişiler, kurumun denetim veya idaresi bakımından bağlı bulunduğu veya nüfuzu altında bulunduğu gerçek veya tüzel kişiler. Görüldüğü gibi yeni düzenlemede ilişkili kişiler kavramı oldukça geniş tutulmuş ve bu kişilerle normal ticaret kurallarına aykırı yapılan ticari işlemler mercek altına alınmış durumda.

Şirketler ilişkili oldukları kardeş firmalardan borç para, mal, hizmet vs. alıp satarken piyasa şartlarına uygun fiyat belirlemek zorunda. Aksi takdirde, şirket uygulanan fiyatla piyasa fiyatı arasındaki fark kadar transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıttığı iddiası ile karşı karşıya kalabilir. Ortaklarına bu şekilde borç vermiş görülen şirketlerin dönem sonunda ‘adatlandırma’ denilen faiz hesaplama işlemini yapmaları gerekiyor. Akademik çevreler her ne kadar adatlandırma sonucunda hesaplanan gelirin temettü olduğunu ve bu temettülerin de KDV konusuna girmediğini iddia etse de Maliye, bu tür adatlandırma sonucunda bulunan faiz üzerinden KDV hesaplanması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca ilişkili kişilerle işlem yapan şirketlerin bu işlemlerle ilgili olarak vergi dairesine ‘Transfer Fiyatlandırması, Kontrol Edilen Yabancı Kurum ve Örtülü Sermayeye İlişkin Form’u vermeleri gerekiyor. Bu formlardaki ‘ilişkili kişilere ilişkin bilgiler’ tablosunda sadece yıl içerisinde çeşitli şekillerde ticari ilişki kurulmuş olan ilişkili kişilerin yer alması yeterli. Yine bu formun ‘ilişkili kişilerden temin edilen borçlar’ tablosunda, ilişkili kişilerden YTL cinsinden ve faizsiz olarak alınan, yani işletmeye hiçbir yük yüklemeyen borçlara da yer verilmeli.

Daha önce belli büyüklüğe ulaşan ve istihdam ettirdiği personel bakımından Türkiye’nin en büyükleri olma özelliğini taşıyan firmalara büyük mükellefler adı altında özel vergi dairesi kuran Gelir İdaresi; aynı çizgide bir uygulamaya daha adım attı. Geçtiğimiz hafta yayımlanan tebliğe göre bilanço, mali varlıklar ve istihdam ettirdiği personel açısından belli büyüklükleri aşan, geriye dönük 5 yıl içerisinde de sicilinde olumsuz bir husus bulunmayan şirketlerin KDV iadeleri incelemesiz, raporsuz ve teminatsız yapılacak. Bu şartları taşıyan firmalar gelir idaresine müracaat ederek HİS sertifikası alacak ve bu belge kapsamında iadelerini çok büyük kolaylıkla alabilecek.

Tebliğe göre mahsuben iade taleplerinin anında, nakden iade taleplerinin ise en geç 5 gün içerisinde yapılması söz konusu. Zamanla şartları kaybeden veya olumsuz tespitler, vergi borcunu zamanında ödememe, defter belge ibraz etmeme gibi durumlara düşen mükelleflerin HİS sertifikaları iptal edilecek. KDV iadesindeki düzenlemeler her türlü suiistimale mani olunacak şekilde hazırlandığı ve haksız iadelerin önüne geçilmek istendiği için birçok kırtasiyeciliğe sebep olmuş durumda. Tabii getirilen bu kurallar iyi niyetle çalışan mükellefleri zora sokabiliyor. Bu tür reformlar mükellefiyetlerini zamanında yerine getiren mükelleflerin işini kolaylaştırdığı ve kurallara uymayı teşvik ettiği için olumlu neticeler de veriyor.

Bağış yapana tam teşvik

Şirketler, kanunlarımıza göre, yaptıkları bağış ve yardımları vergiden indirebiliyor. Şöyle ki, dönem içerisinde yapılan bağışlar gider olarak yazılır. Sene sonunda bu giderler, beyanname üzerinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak ticari kâra eklenir. Bulunan kazanç üzerinden bu sefer beyannamenin ilgili bölümüne yazılarak indirim konusu yapılır. Bağış ve yardımların gayri nakdi olması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu oluşturan mal veya hakkın maliyet bedeli veya kayıtlı değeri esas alınır. Bağış ve yardım vergiden indirilebilmesi için karşılıksız olmalı. Makbuz alınmalı. Bağış ve yardımın miktarı o yılki şirket kazancını aşmamalı. Bağış ve yardım edilen yere göre bağışın tamamı veya bir kısmı indirim konusu yapılabiliyor.

Tamamen indirilebilen bağışlar: Yukarıda sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı vergiden düşülebiliyor. Ayrıca, kültür varlıklarının korunması ve kalıcı hale getirilmesi ile kültür envanterinin oluşturulması amacına yönelik faaliyetler için yapılan harcamalar ile bağış ve yardımların tamamı kurum kazancının tespitinde beyanname üzerinde indirilebilir. Buna ilaveten; Bakanlar Kurulu’nca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığı ile yapılan ayni ve nakdi bağışların tamamı da vergiden düşülebilir.

Kısmen indirilebilen bağışlar: Kamu kurumlarına, il özel idarelerine, belediyelere, köylere, vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımların, o yıla ait kurum kazancının yüzde 5’ine kadar olan kısmı vergiden indirilebilir.

Ahmet Yavuz

CEVAP VER