Sağlıkçılardan tepki var!

0
165

Perşembe günkü ‘Sağlık sistemi iflasa koşuyor?’ başlıklı yazımdan sonra özellikle doktor veya sağlık işletmecisi okurlarımızdan çok sayıda yazı aldım. Okurlarımızın tamamı yazımın içeriğine katıldıklarını belirtirken, bazıları da medyada bu soruna yeterince ilgi gösterilmemesinden yakındı. Seçtiğim üç okur görüşünü sizlerle paylaşmakta yarar gördüm.

Dal merkezleri dertli

Okurumuz Dr. Hasan Kırteke diyor ki ‘Cerrahi dal merkezleri hakkında yeni hazırlanan yönetmelik taslağında bu sağlık hizmeti sunucularının sistem dışı bırakılmasının kaygısını yaşıyoruz. SGK ve kamu ile anlaşmalı olarak sağlık hizmeti sunan bu dal ve tıp merkezlerinin sistem dışına çıkartılması sonucunda büyük bir yatırım ve istihdam alanı yok olacaktır. Son yıllarda sağlıkta köklü değişiklikler yaşanmaktadır. Buna bakarak benim gibi girişimci ruhu olan hekim arkadaşlar ellerindeki tüm birikimlerini ve de bankalardan kredi kullanarak bu alanda yatırım yapmışlardır. Bu arada kimisi de kamudaki hizmetini bırakarak bu alanda yer almışlardır. O zamanki koşullara göre bakanlığımızın uygun gördüğü mevzuata uygun olarak ve ruhsatlandırılarak bu olumlu değişimin içinde yer almışlardır. Kredi ve leasingle milyonlarca Euro’yu bulan yatırımlar yapılmıştır. Halkımız buralarda son derece modern ve yeni teknolojik aletlerle ucuza sağlık hizmeti almaktadır. Ayrıca binlerce yardımcı sağlık ve sağlık çalışanı istihdam edilmekte ve Devlete önemli miktarda vergi ödenmektedir. Bu kuruluşlar üzerinde olumsuz sayılabilecek hiçbir şey yok iken buraların sistem dışı bırakılması tasvip edilecek bir durum değildir.’

İşletmeciler dertli

İsminin açıklanmasını istemeyen sağlık işletmecisi bir okurumuz şunları söylüyor: ‘15.02.2008 tarihinde yayınlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik değişikliğinden önce başvurusunu yapmış Türkiye genelinde toplam 217 Tıp ve Dal Merkezi işletmecileriyiz. Aynı yönetmelikte ruhsatlandırılan ve söz konusu 217 merkeze emsal olan diğer Tıp ve Dal merkezlerinden talep edilmeyen bazı belgelerin istenmesi bu kurumların mağdur olmasına sebep olmuştur.

Bütün hayalleri ile tıp merkezi ruhsatı bekleyen bu kuruluşların ruhsatlandırılmaması durumunda çalışanlarımızın iş sözleşmelerini feshetmek zorunda kalacağımız gibi, yatırımcı olarak ödenecek ihbar ve kıdem tazminatlarını, alınan demirbaşların borçlarını, bina kiralama sözleşmelerinden doğacak teminatları, kiralanan binalara yapılan özel maliyet yatırımlarının karşılığını ve çektiğimiz kredi borçlarını ödeyemez duruma geleceğiz. .

Artık maddi ve manevi olarak dayanacak gücümüz kalmadığından dolayı hukuki haklarımızı aramaya başlamadan ve yargı sürecini başlatmadan önce aldığımız karar doğrultusunda 14 Nisan 2008 itibarı ile Ankara da buluşmaya ve bunu olumlu sonuçlandırmadan Ankara’dan dönmemeye karar verdik’ diyor.

Doktorlar dertli

Yine isminin açıklanmasını istemeyen bir başka doktor okurumuz ise şunları söylüyor: ‘Yazınızdaki eleştiri ve görüşlere aynen katılıyorum. 9 yıldır muayenehane ve devlet hastanesi arasında koşuşturan bir uzman hekimim. Hiç bir hekim Türkiye ve Dünyada iki ayrı merkezde hizmet vermekten yana değildir. Şartlar bunu gerektirdiği için şu an ülkemizdeki uzman hekimlerin yüzde 28’i bu şekilde çalışmaktadır. Doktorların şu an kafası çok karışık. Bakanlık kesinlikle tam gün yasasına geçeceğiz dediği ve de bu konuda özel hastaneleri karşısına alma pahasına 15 Şubat kararlarını çıkardığı için özel muayenehanemi kapattım. Yazınız tuz biber oldu, öyle zannediyorum kapattığımız muayenehanelerimizi tekrar açacağız. Ama şunu da söylemezsem dürüst olamam. Halk kesinlikle bu bakanımızın sağlık sistemine kazandırdığı görüş ve hizmet anlayışından çok memnun. Onlarca yıldır yapılamamış bir çok yeniliği insanımıza sundu. Sadece doktorları yanına almayı başaramadı. Savaşı komutan değil askerler kazanır. Bakan askerlerini hep unuttu…’ 

Kaynak:Star Gazetesi

CEVAP VER