Sosyal Güvenlik reformunu destekleyelim!

0
224

Bir mali kurum müşterilerine gönderdiği bilgiler çerçevesinde aşağıdaki durum değerlendirmesini yapmış.

“Türkiye geçmişte, yani son yedi yılda, büyümedeki başarısı, enflasyon düşürmedeki başarısı, AB konusundaki olumlu adımları, IMF ile sürdürdüğü başarılı ilişki, özelleştirmedeki güçlü hamlesi ile önemli ölçüde ilgi çekmiş ve ülkeye büyük oranda doğrudan yabancı sermaye yatırımı gelmiş ve tesis edilen makroekonomik istikrar sonucu uluslararası şirketler Türkiye’de bulunabilmek için kuyruğa girmiş, yatırım yapmaya başlamıştı.

Ancak son dönemde, dünyanın da önemli ölçüde ekonomik anlamda sorunlu hale geldiği ortamda, Türkiye’de eski günlere benzer ve makroekonomik istikrarı, şu anda olmasa da, yakında tehdit edebilecek parti kapatma ve Ergenekon gibi gelişmeler olması bizleri geleceğe dönük ekonomik tahminlerimizi değiştirmeye zorluyor. Cari denge açığının finansmanı zorlaşacak, çünkü yapılan doğrudan yabancı sermaye girişi 2008 tahminleri 20 milyar doların üstündeki düzeyden en az yarısına kadar düşürülmek zorunda kalınacak, bu da döviz kurlarında hareketlilik getirme potansiyeli olan bir olgu. Ayrıca faizlerin de böyle bir ortamda, artan risk nedeni ile yukarıya doğru gitmesi gündeme gelecek. Enflasyonda da zaten uluslararası gelişmeler ve emtia fiyatlarında mevcut olan baskıya Türkiye’nin kendi sorunları eklenecek ve artış gündeme gelecek. Büyüme de yavaşlar!

AKP kapatma sürecinin nereye gideceği şu anda belirsiz ama dramatik gelişmeler gerçekleşmesi potansiyeli de var. Dolayısıyla 2006 türü bir ekonomik dalgalanma olasılığı oldukça yüksek hale geldi”.

Bu görüş oldukça sağlam analize dayanan ve bizim gördüğümüz kadarı ile de yurtiçi ve dışında çok sayıda insanın düşündüğü şeyleri vurgulayan bir analiz.

Bu kötümser nota karşı söyleyeceğimiz tek olumlu şey Sosyal Güvenlik Kanunu’nda bir uzlaşma gerçekleşebileceği ve en önemli parametre olan 65 yaş limitinin kabul edileceğidir.

Ama buna karşılık da birçok tez öne sürülebilir. Türkiye bir sosyal güvenlik sistemi değişikliği yapmamaktadır, sadece emeklilik yaklaşımında parametreleri değiştirmekte ama sağlık konusunda bir sistem değişikliği yapmaktadır. Sağlıkta sistem değişikliği olumludur. Ama emeklilikte bazı şeyler sorunludur. Mesela emeklilik sisteminde memur emeklileri ile SSK ve Bağ-Kur emeklilileri arasındaki uçurum kabul edilemez bir durumdur ve ileride büyük kavga konusu olma potansiyeli vardır.

Türkiye, bugün çok genç bir nüfusla yaşlı nüfusun yaşaması gereken bir problemi 1991 yılından bu yana yaşamış ve yılda 30 milyar doları aşan bir mali delik gündeme getirmiştir. Bugünkü değişiklikler kanunlaştığı takdirde ancak 40 yıl sonra sosyal güvenlik açığını GSMH oranı olarak yüzde bire düşürebilecektir. Ama 40 yıl sonra da çok yaşlı bir nüfusa sahip bir ülke olacağız.

Türkiye’de kurumlar ve bireyler sosyal güvenlik sisteminin içerdiği riskleri anlamamaktadırlar. Emeklilere verilen emekli maaşı ve diğer haklar bu açık nedeni ile sürekli olarak, reel anlamda azalmakta! Ancak Sosyal Güvenlik Sistemi sorunları ciddiye alınmadığı takdirde ileride emeklilere maaş verilememesi bile gündeme gelebilir. Bunun örnekleri Latin Amerika’da yaşandı.

Bu nedenle ülke ekonomisinin bir kere daha eski günlere dönmesini istemeyenlerin, ülkede “uzlaşmaya” Sosyal Güvenlik Sistemi kanun teklifini destekleyerek başlamaları gerekiyor.

Kaynak:Akşam Gazetesi

CEVAP VER