Tüm Yönleriyle Finansal Kiralama (Leasıng) Uygulaması

0
262

 I- GİRİŞ

 

Kiralanan malın teminat işlevi gördüğü bir finansman yöntemi olan Leasing uygulaması, hukuk literatürümüze ilk olarak 10.06.1985 tarih ve 3226 Sayılı Yasa ile “Finansal Kiralama” adıyla girmiştir.

Kiralamayı yapan kurum veya şirket (kiracı) sözleşme süresi boyunca sözleşme konusu malın zilyetlik (kullanma hakkı) hakkını alır. Kiralama süresi sonunda, kiralayan tarafından, kiracıya iz bedel (hesaplarda izlenmesi gereken iktisadi kıymetlerin muhasebeleştirilmesinde kullanılan ve muhasebe kayıtlarında yer verilen en düşük tutarı) karşılığı olarak düzenlenecek fatura ile malın mülkiyeti de kiracıya geçmiş olur. Yatırım malları, makine tesis ve cihazlar, nakil vasıtaları ve gayrimenkuller için yapılan finansal kiralama sözleşmelerinin tamamı noterde yapılmakla beraber sözleşme süresi sonunda malın mülkiyetinin kiracıya geçeceği hükmü ilgili sözleşmede yer almaktadır.

 

Finansal kiralama sözleşmeleri (leasing) ilk defa 1930’larda ekonomik bunalımın yaşandığı Amerika’da, İkinci Dünya Savaşından sonra da Avrupa’da uygulanmaya başlamıştır. Türkiye’de halen leasing uygulamasının çeşitlerinden biri olan Finansal Leasing uygulaması kullanılmakta olup gelişmiş ülkelere göre kullanımı da hayli düşüktür. Finansal kiralama işlemlerinin mal gruplarına göre dağılımı ise; Kara ulaşım : %14, Gayrımenkul % 5, İnşaat % 28, Diğer % 26 şeklindedir.

 

Finansal kiralamada, doğrudan kredi verme yerine; kredi kuruluşu müşterisine fon tesis etmekte, bu fon ile müşterinin istediği ve seçtiği taşınır veya taşınmazı satın almakta, finansal kiralama konusu malın hukuki açıdan mülkiyeti kredi kuruluşunda kalarak, zilyetliği (kullanımı) ise müşteriye devredilmektedir. Müşteri malın kullanımı karşılığında kredi kuruluşuna bir bedel (kira) ödemekte; süre sonunda mal, ya kredi kuruluşuna iade edilmekte veya müşteri tarafından satın alınmaktadır. (1)

 

II- YASAL DÜZENLEME

 

10.06.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3226 Sayılı Yasa ile ilk hukuksal çerçevesi çizilen Finansal kiralama uygulaması, Vergisel açıdan yasal düzenlemesi ihmal edilmiş olmasına rağmen yıllarca uygulanmış hatta vergiden kaçınma yöntemleri arasında en  çok kullanılan finansman araçlarından birisi olmuştur.

Ancak Kanun koyucu, 24.04.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4842 Sayılı Yasa ile Vergi Usul Kanunu’na (VUK) eklenen mükerrer 290.madde de, finansal kiralama işlemlerinin dolaylı vergiler açısından uygulamanın sınırlarını çizerek, mevzuattaki yasal bir boşluğu kanun ile doldurmuş ve haliyle eski uygulamaya nazaran esaslı bir değişikliğe gidilmesi kaçınılmaz olmuştur.

 

Maliye Bakanlığı tarafından 3226 sayılı yasadan bağımsız olarak yapılan bu düzenleme ile sekiz yıl boyunca yapılan başıboş uygulama vergisel açıdan disipline edilmiştir.

Sonrasında Maliye Bakanlığı uygulamaya yön vermek amacıyla 319 Seri no’lu VUK.Genel Tebliği ile 11 Sıra no’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ni yayınlamıştır.

Yukarıdaki açıklamalarımızdan anlaşılacağı üzere, finansal kiralama işlemlerinde iki farklı hukuki mevzuat yürürlüktedir. Bu çalışmamız, ağırlıklı olarak Maliye Bakanlığı tarafından 4842 sayılı yasa ile vergi mevzuatımıza yön veren ilgili kanun ve tebliğ hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır.

Başlangıçta her iki uygulamayı da incelemek gerekirse,

 

3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nda (FKK) finansal kiralama sözleşmesi, “kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği bir malın zilyetliğini (kullanma hakkını), her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre fesh edilmemek şartıyla kira bedeli karşılığında kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

3226 sayılı FKK’ya göre, bir sözleşmenin finansal kiralama sözleşmesi sayılabilmesi için;

 

i)   Kiralayan, “Finansal kiralama şirketi” olmalı,

ii)  Kiralayan şirket, üçüncü bir şahıstan temin ettiği ve maliki bulunduğu bir malı kiralamalı,

iii) Sözleşme süresi en az 4 yıl olmalı,

iv) Yurtdışından yapılacak kiralamalarda, yıllık kira bedeli 25.000 ABD Doları karşılığı Türk Lirasından az olmamalıdır.

 

4842 sayılı Kanunla VUK.’na eklenen ve 01.07.2003 tarihinden itibaren yürürlüğe giren mükerrer 290.madde hükmü gereğince, 3226 Sayılı Kanuna göre finansal kiralama sayılamayacak işlemler de, vergi uygulamaları açısından artık finansal kiralama işlemi sayılabilecektir.

Vergisel açıdan baktığımızda, finansal kiralama şirketi dışında herhangi bir kurum veya işletme tarafından yapılmış olsa bile, aşağıda belirtilen kriterlerden en az birini taşıyan sözleşmeler vergisel açıdan finansal kiralama sözleşmesi sayılacaktır.

 

i)                    İktisadi kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi,

ii)                   Kiracıya kira süresi sonunda iktisadi kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması,

iii)                 Kiralama süresinin iktisadi kıymetin ekonomik ömrünün %80’inden daha büyük bir bölümünü kapsaması,

iv)                 Sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bu günkü değerlerinin toplamının, iktisadi kıymetin rayiç bedelinin %90’ından daha büyük bir değeri oluşturması.

 

Her iki mevzuatı karşılaştırdığımızda VUK’na eklenen mükerrer 290.madde hükmü gereğince, yukarıdaki dört maddeden en az bir kriteri taşıması şartı ile, adi kiralamalar dahi  vergi kanunları karşısında finansal kiralama kapsamı içine girebilecektir.

 

Bu durumda;

         Finansal kiralama sözleşmeleri 4 yıldan daha kısa süreli düzenlenebilecektir.

         Arada herhangi bir leasing şirketi olmadan iki ticari firma kendi aralarında düzenleyecekleri bir sözleşme gereğince finansal kiralama işlemi yapabileceklerdir.

         Arsa, arazi ve binalarla ilgili olarak yapılan bir sözleşme, bir finansal kiralama şirketi tarafından yapılmış olsa bile, kira süresi sonunda mülkiyet devrini veya kiracının satın alma hakkını içermiyorsa, vergi uygulamaları açısından finansal kiralama sözleşmesi sayılmayacaktır.

         Finansal kiralama şirketi üzerinden yapılmayan yurt dışı kiralamalarda, yıllık kiralama bedelinin en az 25.000 ABD Doları karşılığı Türk Lirası olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

         Herhangi bir finansal kiralama şirketi tarafından yapılan kiralama işlemi, yukarıdaki kanun maddesindeki şartlarından herhangi birisine uymuyorsa vergi kanunları açısından finansal kiralama olarak değerlendirilemeyecektir.

 

Makalenin Tamamını İndir

CEVAP VER