Vergi borçlusuna yurtdışına çıkış tehdidi

0
222

Anayasanın 23’üncü maddesinde yer alan buyruk gereği "Herkes, seyahat ve yerleşme hürriyetine sahiptir." Söz konusu buyruğun 3. fıkrası uyarınca seyahat hürriyeti vatandaşlık ödevi nedeniyle sınırlanabilmektedir.
Vergi ödevi Türk anayasasında "Temel hak ve ödevler" arasında sayılmış bulunmaktadır.
Diğer yandan vergi ödevini yerine getirmeyenler hakkında geçmişte Pasaport Yasası’nın 22’nci maddesi dayanak gösterilmek suretiyle uygulanan yurtdışına çıkış yasağı Anayasa Mahkemesi’nin 18.10.2007 gün ve E. 2007/4, K. 2007/81 sayılı kararı ile anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi sözü edilen iptal kararını verirken ortaya çıkması muhtemel boşluğun giderilebilmesi için söz konusu kararının Resmi Gazete’de yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girmesini öngörmüş bulunmaktadır. Bu süre 08.6.2008 tarihinde dolmuştur.

Ortaya çıkan bu boşluğu doldurmak amacıyla 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Yasa’ya "yurtdışı çıkış tahdidi" başlıklı 36/A maddesi eklenmiş bulunmaktadır.
Yapılan yeni yasal düzenleme gereği olarak devlete ait olup Vergi Usul Yasası ve Gümrük Yasası kapsamına giren amme alacakları ile bunların zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini izleyen 7 gün içinde ödemeyen ya da yasa hükümleri uyarınca hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun yurtdışına çıkışı, alacaklı tahsil dairesinin istemi üzerine ilgili makamlarca engellenecektir.
Yapılan bu düzenleme doğrultusunda yurtdışına çıkış tahdidi, 100 bin YTL ve üzerinde olan teminat altına alınmamış amme alacağı için uygulanacaktır. Bakanlar kurulu bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye ve yeniden yasal olarak belirlenmiş bulunan 100 bin liraya kadar çıkartmaya veya indirmeye yetkili kılınmıştır.
Amme alacağına karşılık teminat alınması, alacağın tecil edilmesi, borçlunun "aciz" halinin tespit edilmesi, yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi veya takibin yasal olarak durdurulması gereken hallerde yurtdışına çıkış tahdidi (yasağı), alacaklı tahsil dairesinin istemi üzerine ilgili makamlarca kaldırılabilecektir.
Amme borçlusu hakkında uygulanan yurtdışı çıkış tahdidi, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde alacaklı tahsil dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlarca kaldırılacaktır.
Yukarıda belirtilen her iki halde de istemde bulunma yetkisi alacaklı konumundaki kamu kuruluşu yani vergi borçlarında vergi dairesine aittir.
Amme Alacakları Tahsil Usulu Hakkındaki Yasa’nın "yurtdışına çıkış tahdidi" uygulaması kapsamına yasal düzenleme gereği olarak vergi sorumluları da girmektedir. Söz konusu yasa maddesine göre "Amme borçlusuyla birlikte amme alacağının ödenmesinden sorumlu olan ve "bu yasaya göre amme borçlusu sayılan kişiler hakkında da mevcut ilkeler çerçevesinde yurtdışına çıkış tahdidi" uygulanacaktır. Konuya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı’na ait bulunmaktadır. Yeni şekliyle Yurtdışına Çıkış Tahdidi ancak Vergi Usul Yasası ve Gümrük Vergisi Yasası kapsamında ortaya çıkan alacaklar için uygulanabilecektir. Diğer yandan uygulamanın yapılabilmesi için;
* Borçluya ödeme emrinin gönderilmiş olması
* Veya borçlu hakkında ihtiyati haciz kararının alınması gerekmektedir.
Her iki halin varlığında da borçlunun veya hakkında ihtiyati haciz tatbik edilenin yargı yoluna başvurması mümkün bulunmaktadır.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkındaki Yasa’nın 15’inci maddesi uyarınca "haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanların haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesi" hakkında ihtiyati haciz nedenleri ile ilgili dava açmaları mümkündür.
Aynı şekilde söz konusu yasanın 58’inci maddesi uyarınca kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşamına uğraması halinde tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesi hakkında yargı yoluna başvurabilecektir.
Diğer yandan her iki durumda da öncelikle borçluya borçlu olduğu hususunun bildirilmesi söz konusu borcun kesinleşmesi veya Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkındaki Yasa’nın 13’üncü maddesinde yer alan ihtiyati haciz uygulamasını gerekli kılacak hallerin varlığı zorunlu olmaktadır.

CEVAP VER