Vergi hukukunda tebliğ

0
215

Vergi Usul Yasası’nın 94’üncü maddesi gereği olarak "Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır.

Yasal düzenleme gereği olarak "tahakkuk fişi dışında", vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bütün belge ve yazılar, adresleri bilinen gerçek ve tüzelkişilere posta vasıtası ile iadeli taahhütlü olarak, bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edilir.

 

Tebliğ ile ilgili özellikleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

 

* Tebliğ edilecek belge ve yazı bir hüküm ifade etmelidir.

 

* Tebliğ bilinen adreslere yapılır.

 

* Tebliğ posta iadeli taahhütlü olarak yapılmalıdır.

 

* Adresi bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ yapılır.

 

Tüzelkişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzelkişilerin müteaddit (birden fazla) müdür veya temsilcisi varsa tebliğ bunlardan birine yapılır. Daha açıkçası tebliğin bunlardan birine yapılmış olması yeterlidir.

 

Ancak tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikamet adresinde bulunanlardan veya işyerinde memur ya da müstahdemlerden birine yapılabilir. Ancak muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir suretle ayırt etme gücünden yoksun bulunmaması gerekmektedir.

 

Oluşan bir yargı kararı gereği olarak "Şirketin beyannamelerini imzalayan serbest muhasebeciyi şirketin çalışanı, temsilcisi veya memuru olarak kabul etmek mümkün olmadığından, serbest muhasebeciye yapılan tebliğ usulüne uygun değildir. Şirket temsilcilerinin bulunmaması halinde, şirketin çalışanlarına yapılan tebliğlerde, tebliğ alındısını imzalayan kişinin şirket çalışanı olduğunu belirtmesi gerekir." (Danıştay 4. Daire E. No: 2006/1433, K. No: 2006/2157)(x)

 

Söz konusu yargı kararına göre "Serbest muhasebecilik, serbest muhasebeci mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik yasası"nın "Yasaklar" başlıklı 45’inci maddesi uyarınca serbest muhasebecilerin, serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu unvanlarla yeminli mali müşavirlerin ise bu unvan ve tasdik yetkisi ile gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışmaları mümkün olmadığı gibi, ticari faaliyette bulunmazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.

 

Dolayısıyla mevcut yasal düzenlemeye göre bir serbest muhasebecinin, serbest muhasebeci mali müşavirin veya yeminli mali müşavirin mesleklerinin konusuyla ilgili işlerin yürütülmesi amacıyla bir gerçek veya tüzelkişiye bağlı olarak bunların işyerlerinde bir hizmet akdiyle çalışmaları ve ticari faaliyette bulunmalarının yasaklanmış olması nedeniyle mükelleflerin muhasebe işlerini yürüten ve beyannamelerini imzalayanların yaptıkları söz konusu işler için mükelleflerin memuru veya müstahdemi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

 

Ayrıca oluşan bir başka yargı kararına göre de "Tüzelkişilerde tebliğin öncelikle tüzelkişiliğin yetkilisine yapılması; yetkili kişinin bulunmaması veya tebliğ evrakını alacak durumda olmaması halinde ise memur ve müstahdemlerine yapılması; memur ve müstahdemlere yapılacak tebligatlarda tüzelkişiliğin yetkilisinin bulunmaması nedeniyle tebligatın bu kişiye yapıldığı hususunun da ayrıca belirtilmiş olması gerekmektedir. (Danıştay 4. Dairesi E. No: 2006/791, K. No: 2006/1983)(x)

 

Gerçekte tüzelkişiliklerin vergi borçlarından dolayı düzenlenen ihbarnamelerin şirket yetkililerince vekâletname ile yetkilendirilmiş kişilere tebliğ aşamasında Vergi Usul Yasası’nın 94’üncü maddesi hükmüne göre işlem yapılması gerekmektedir. Buna göre bir tüzelkişiliğin vergi borçlarından dolayı düzenlenen ihbarnamelerin, şirketin yönetim kurulu başkanı, müdürü veya yönetim kurulu üyesine veya şirketi temsile yetkili kişiye yapılması gerekir. Buna göre "Anonim şirketin vergi borçlarından dolayı düzenlenen ihbarnamelerin, şirketin yönetim kurulu üyesinin özel vekâletname ile kendisine vekil tayin ettiği kişiye tebliğinde hukuki uygunluk bulunmamaktadır." (Danıştay 4. Dairesi E. No: 2003/856, K. No: 2006/3972)(x)

 

Bu bağlamda da "şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin yetkisiz kişiye tebliğ edilmiş olması bu ihbarnamelerin şirkete tebliğ edilmiş sayılmasını gerektirmez."

 

Vergi Usul Yasası’nın 102’nci maddesi gereğince "Tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarf posta idaresinde muhatabına verilir ve keyfiyet muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmuhaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur."

 

Buna göre yasal olarak tebligatı alması daha açıkçası tebellüğ etmesi söz konusu olanlar, tebligat zarfını imza karşılığı alacaklardır.

 

Vergi Usul Yasası’nın 99’uncu maddesi uyarınca posta ile tebliğde tebliğ edilecek vesika (belge) kapalı bir zarf içinde postaya verilir. Bunun için şekilleri Maliye Bakanlığı’nca tespit edilen özel zarflar kullanılır. Ancak uygulamada tebliğ ile ilgili diğer yasal koşullara uygun davranılması halinde herhangi bir zarf içerisinde yapılan tebligatlar da uygulamada geçerli sayılmaktadır.

 

(x) Yazı içerisinde yer alan Danıştay kararları Sayın Şükrü Kızılot’un "Danıştay Kararları ve Özelgeler (muktezalar)" başlıklı kitabının 8’inci cildinden alınmıştır.

 

Kaynak:Referans Gazetesi

CEVAP VER