Vergi mükellefi olmaya heveslenmeyin

0
219

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen kanun tasarısıyla Maliye, vergi alacağının tahsilâtını hızlandırmak ve vergi alacağıyla ilgili güvenceleri artırmak istiyor. Vergi borçlusunu ödeme yapmaya zorlamak için; vergi borcu yoktur yazısı getirmeyen mükelleflerin, şirket kurma, tapu ve ruhsat gibi bazı işlemleri yapılmayacak. Ayrıca vergi alacağının tahsil güvenliğini artırmak için de müteselsil sorumluluk uygulaması genişletiliyor.

Esas olarak mali idarenin bu çabasını saygıyla karşılamak gerekir. Ancak vergilerin tahsilinde karşılaşılan temel sorunun, mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliğinden kaynaklanıldığı görüşüne katılmıyorum. Dolayısıyla bu tasarıyla getirilen ilave düzenlemelerle, uygulamada temel mükellef haklarıyla ilgili ihlallerin artacağını düşünüyorum. Tabii ki şu soruyu sormaktan da kendimi alıkoyamıyorum: Vergideki kayıp ve kaçakları önlemeden, sadece vergisini beyan edenlerin tepesine çökmekle vergilendirmede adalet sağlanabilir mi?

Tasarıya göre; silah ruhsatı, avcılık belgesi, yapı kullanım izni, eski eser ve define arama izni, maden arama izni, petrol arama izni ve özel yat kaydı gibi işlemelerin yapılmasını isteyenler, vergi dairesinden vergi borcu yoktur yazısı getirmek zorundalar. İlave olarak bu kapsama alınacak kamu hizmetlerini ve işlemlerini belirleme konusunda da Maliye Bakanlığı’na geniş yetki verilmektedir. Dolayısıyla, basında yer aldığı üzere; vergi borcu olanların, gayrimenkul alması, özel okul, özel hastane, radyo televizyon şirketi, sigorta acentesi, döviz bürosu, Tekel bayii gibi şirketleri açması mümkün olmayabilir. Ayrıca vergi borcu olanların, kamu ihalelerine katılamayacakları ve yurtdışına çıkmayacaklarına ilişkin yeni kriterler getiriliyor.

Tam da bu noktada mükellefi mağdur etmeye aday önemli bir konuya değinmek istiyorum: İhtilaflı vergi borçları. Çünkü mali idare kesinleşmemiş vergi borçlarına rağmen vergi borcu yoktur yazısı vermemektedir. Bu şekilde, mükellefin en temel hakkı olan dava açma hakkı fiili olarak (yararlanılacak olan kamu hizmetinin aciliyetine, önemine ve vergi borcunun tutarına bağlı olarak) işlemez hale getirilmektedir.

Tasarının 2. maddesiyle de; limited şirketlerin vergi borçları nedeniyle, neredeyse bütün ortaklarını ve kanuni temsilcilerini müteselsilen sorumlu tutan bir düzenleme getiriliyor. Bu durumda, vergi borcunun doğmasında ve ödenmemesinde kasıt ve kusuru olmayan bir ortağın veya kanuni temsilcinin, öngörülen müteselsil sorumluluk kapsamında zor durumda kalma ihtimali çok yüksektir.

Sonuç olarak kesinleşmiş yargı kararı olmadan; yurtdışına çıkma tahdidi koymayı, sayılan kamu hizmetlerinden yararlandırmamayı ya da yasal dayanağı olmadan koda almayı ve keyfi ihtiyati haciz uygulamasını, çağdaş vergi hukuku normlarıyla bağdaştırmak mümkün değildir. Eğer yaptığınız düzenlemelerle mükellefi, bürokratın insafıyla baş başa bırakıyorsanız; bunun adı, bireysel hak ve özgürlükler temelinde ülkeyi demokratikleştirilmek de değildir. Varın adını siz koyun…

Her zaman olduğu gibi bu tasarıda da, ciddi sonuçları olan bazı düzenlemelerin araya sıkıştırıldığını görüyoruz. Bunlar:

  • Spor kulüplerince, sporculara ücret olarak yapılan ödemelere Gelir Vergisi istisnası getiriliyor. Burada sadece kaynakta, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen oranda bir stopaj yapılması düşünülüyor.
     
  • Teşvik yasası kapsamındaki 49 ildeki çalışanlara ödenmeyen asgari geçim indiriminin, sadece yüzde 40 oranında ödenmesi öngörülüyor. Bu nedenle ortaya çıkan yükün de işveren tarafından karşılanacağı anlaşılıyor.
     
  • Teslimi KDV’den istisna olan “hurda metalden elde edilen külçeler” tekrar KDV’ye tabi tutuluyor.
     
  • 1 Ocak 1983 tarihinden önce alınan gayrimenkullerin veraset yoluyla veya ivazsız olarak intikali nedeniyle de, Veraset ve İntikal Vergisi ödenmeyecek.
  • CEVAP VER