Yastıkaltındaki Altınları Merkez Bankası Alırsa Ekonomi Canlanır

0
255

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, geçtiğimiz hafta 2003 yılından bu yılın ekim ayına kadar 24,5 milyar dolarlık altın ithalatı yapıldığını, bunun 4,5 milyar dolarlık kısmının ihraç edildiğini ve bir kısmının da turiste satıldığını söyledi. Geriye kalan 15-20 milyar dolarlık altının ise yastıkaltında veya ziynet eşyası olarak tutulduğunu belirtirken, şunları kaydetti: "Halkımızdan rica ediyorum, lütfen yastıkaltındaki bu varlıkları ekonomiye kazandırın. Bunu biz şirketlere koysak, şirketlerimizin sermayelerine ilave etsek, güçlü şirketlerle ortaya çıksak kötü mü olur arkadaşlar?"

Halkımızın altına gösterdiği rağbetin en önemli sebebi kaybetme riski az olan güçlü bir yatırım aracı olmasından kaynaklanıyor. Tasarruf sahipleri altının yeterince kazandırdığı kanaatine ulaşırsa pekâlâ bunları bozdurabilir. Bu minvalde Merkez Bankası'nın piyasaya tıpkı dövizde olduğu gibi alıcı olarak girmesi ve iyi bir fiyat vermesi halinde bu altınların nakit paraya dönüşeceğini, bir kısmının bankalara mevduat olarak döneceğini ve böylece ekonomiye canlılık kazandıracağını düşünüyorum.

MB'nin piyasaya para zerk etmesinin tek sakıncası enflasyonist bir ortam oluşmasıdır. Ancak geçtiğimiz hafta Para Politikası Kurulu faiz oranlarını yüzde 1,25 aşağı çekmiş ve önümüzdeki dönemde enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceğini ifade etmişti. Bu tavırdan, kısa dönemde enflasyon tehlikesi görünmediği sonucu çıkıyor. Dolayısıyla piyasaya sıcak para sunmanın bir sakıncası yok. Hele ekonomiye kazandırılacak paralar yatırım amaçlı kullanılır ve üretim artarsa istihdam açısından da olumlu neticeler görülecektir.

Sektör temsilcileri ise Unakıtan'ın çağrısının hayata geçirilebilmesi için Merkez Bankası'nın yanı sıra özel ve kamu bankalarının da ellerini taşın altına sokması gerektiğine vurgu yapıyor. İstanbul Mücevherciler, Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkanı Mehmet Ali Yıldırımtürk'e göre, bankalara bu açıdan büyük iş düşüyor. Faizler sebebiyle bankaların altın hesabına sıcak bakmadığını dile getiren Yıldırımtürk, hükümetin kamu bankaları ile bu işe önayak olması gerektiğini kaydediyor.

Yastıkaltındaki altınların ekonomiye kazandırılmasında ilk girişim Kuveyt Türk'ten geldi. Çalışmaları süren altın katılım hesabı, altın karşılığı ve altına endeksli olacak. Bazı uzmanların dile getirdiği ve kamuoyunda tartışıldığı kadar Merkez'in altın rezervi bulunmuyor. Bankanın toplamda 110-120 ton civarında bir altınının bulunduğu kaydediliyor. Bunun önemli bir kısmı yurtdışında Merkez Bankaları nezdinde açılmış olan altın saklama hesabında tutuluyor. Bankanın Ankara'daki İdare merkezindeki kasalarda tutulan altın ise yaklaşık 37 ton. Bu altınlar sır gibi saklanıyor.

Kasa olağanüstü güvenlik önlemleri ile korunuyor. Merkez Bankası'nın kasasında tutulan altınları ilk gören ise Başbakan Tayyip Erdoğan olmuştu. Vatandaşın ne kadar altını olduğu ise bilinmiyor. Kuyumcular ellerindeki veriler ışığında yastıkaltında 35 milyar dolarlık bir altın bulunduğunu söylüyor. Ancak bazı sektör temsilcilerine göre yastıkaltında saklanan altınların parasal tutarı 50 ila 100 milyar doları rahatlıkla bulur.

Defterini tasdik ettirmeyen firma, hem para cezasına çarptırılır hem de mahkemelik olur

Sene sonu yaklaştıkça mükelleflerin hem bu yıl hem de önümüzdeki yıl için yapmaları gereken birtakım işlemler ortaya çıkıyor. Örneğin işletme ile ilgili her türlü mal alış-satışlarıyla mali işlemlerin takip edildiği defterler, kanun gereği bu ay tasdik ettirilmek zorunda. Kanun, tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısıyla aldıkları mektup, yazı telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kâğıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları da saklamayı mecbur tutuyor.

Tacirler ayrıca yazdıkları mektup yazı ve telgrafların kop
yalarını ve mukaveleleri, taahhüt, kefalet ve sair teminat senetleri, mahkeme ilamları gibi belgeleri saklamalı. İşletmeler bu sayede hesap durumlarını daha iyi takip edebilme ve kendileri hakkında ileri sürülen iddiaları defter kayıtlarını göstererek cevaplayabilme imkânı elde edebilir. Ayrıca Maliye'nin ödenen vergilerin gerçekliğini araştırmak istemesi halinde başvurulacak ilk kaynak, mükelleflerin bu defterleridir. Bu defterlerin muteber olarak kabul edilmesi ve mükellef lehine delil teşkil edebilmesi için tasdik işleminin yapılması mecburidir.

Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu, hemen hemen aynı defterlerin tutulmasını şart koşuyor. Buna göre hükmi şahıslar ile bilanço esasına tabi gerçek kişiler yevmiye, envanter ve defter-i kebir tutmak zorunda. Türk Ticaret Kanunu'na göre, kurumların ayrıca karar defteri tutmaları gerekiyor. İşletmeler de işletme defteri tutmalı. Defter tutma mecburiyeti olan meslek grupları ise; ticaret ve sanat erbabı, ticaret şirketleri, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, serbest meslek erbabı ve çiftçiler.

Ancak Gelir Vergisi'nden muaf olan esnaf ve çiftçiler, Gelir Vergisi Kanunu'na göre, kazançları götürü olarak tespit edilenler ile götürü gider usulüne tabi olan çiftçiler ve Kurumlar Vergisi'nden muaf olan; iktisadi kamu müesseseleri ile dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutmayabilirler. Ayrıca serbest meslek erbabının tuttuğu serbest meslek kazanç defteri ile zirai kazanç elde edenlerin tuttuğu çiftçi işletme defteri mevcuttur. 

Defter-i kebir hariç tüm bu defterlerin noterlere tasdik ettirilmesi gerekiyor. Tasdikler genellikle aralık ayında yapılır. Faaliyetine devam eden bir işletme, özel hesap dönemine tabi değilse defterlerini aralık sonuna kadar işyerinin bulunduğu yerdeki notere tasdik ettirmeli. Şubeleri bulunan mükellefler defterleri şubelerin bulunduğu yerdeki notere de tasdik ettirebilirler.

 

Hesap dönemleri Maliye tarafından tespit edilenler, tasdik işlemini defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda yerine getirebilir. Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler; defterlerini bu işlemlerden önce tasdik ettirmeli. Bu sene kullandıkları defterleri önümüzdeki yıl içerisinde kullanmak isteyen mükellefler ise tasdik işlemini ocak ayı içerisinde yapabilir.

 

Defter tasdik ettirmemek, usulsüzlük cezasıyla cezalandırılıyor. Ayrıca hiç tasdik ettirilmemesi, ilgili dönemin vergi matrahının re'sen takdir edilmesine sebep teşkil ediyor. Hatta bazı inceleme elemanları tasdiksiz defterlere kaydedilen faturalardaki KDV'lerin indirim konusu yapılmasını kabul etmiyor.

Bu şekilde indirimi reddedilen KDV'ler sebebiyle mükellefler, yüklü vergi ve cezalarla karşı karşıya kalabiliyor. Her ne kadar bu yorumlar mahkemelerce kabul görmese de basit bir tasdik işleminin ihmal edilmesi gereksiz yere uzun yıllar mahkemelerle ve davalarla uğraşmaya sebep olabiliyor
 

Kaynak: Zaman Gazetesi

CEVAP VER